<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sağlık &#124; Kadın Sağlığı &#124; Beslenme &#124; Diyet &#124; Güzellik &#124; Şifalı Bitkiler &#124; Lazer Epilasyon</title>
	<atom:link href="http://www.saglikbilgileri.net/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.saglikbilgileri.net</link>
	<description>Sağlık Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Sat, 04 Sep 2010 08:37:51 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>Sekste Doğrular ve Yanlışlar</title>
		<link>http://www.saglikbilgileri.net/sekste-dogrular-ve-yanlislar.html</link>
		<comments>http://www.saglikbilgileri.net/sekste-dogrular-ve-yanlislar.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Sep 2010 08:37:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsellik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilgileri.net/?p=291</guid>
		<description><![CDATA[Herşeyde olduğu gibi cinsellikte de birçok doğru bilinen yanlış mevcut. İşte o yanlışlar&#8230; Kulaktan dolma bilgilerle ne kadar sağlıklı bir cinsellik yaşanabilir ki?&#8230; Gelin, seks mitlerinin doğrularını ve yanlışlarını ayıralım… Çok Orgazm, Az Sperm Demektir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Herşeyde olduğu gibi cinsellikte de birçok doğru bilinen yanlış mevcut. İşte o yanlışlar&#8230;<br />
Kulaktan dolma bilgilerle ne kadar sağlıklı bir cinsellik yaşanabilir ki?&#8230; Gelin, seks mitlerinin doğrularını ve yanlışlarını ayıralım…</p>
<p>Çok Orgazm, Az Sperm Demektir (DOĞRU)</p>
<p>Erkekler ne kadar çok orgazm yaşarlarsa, vücutları o kadar az sperm üretir. Örneğin bir gün önce orgazm yaşayan bir erkek bir çorba kaşığı kadar sıvı boşaltırken, birkaç saat önce orgazm olmuşsa daha az sıvı üretir.</p>
<p>Çikolata Cinsel İsteği Artırır (DOĞRU)</p>
<p>Yapılan araştırmalar, her gün çikolata yiyen kadınların seks konusunda daha istekli olduklarını ve daha şiddetli orgazm yaşadıklarını söylüyor.</p>
<p>Ön Sevişmeyi Olabildiğince Uzatmak Gerekir (YANLIŞ)</p>
<p>Ön sevişme her ne kadar özellikle kadın açısından genital bölgenin gevşemesi ve kayganlaşması için gerekliyse de ayarını tutturamayıp bu süreyi fazla uzatmak, hem kadının hem de erkeğin orgazma ulaşma süresini uzatıp ve orgazm şiddetini düşürebilir.</p>
<p>Erkekler Her 7 Saniyede Bir Seks Düşünür (YANLIŞ)</p>
<p>Bazıları daha insaflı davranıp, “Hayır, 58 saniyede bir” diyor. Bu sayılar her yerde uçuşuyor aslına bakarsanız. Ancak, erkeklerin sadece yüzde 23’ü sık sık seksi düşündüğünü, fantezi kurduğunu söylüyor.</p>
<p>Kadınlar Sadece Klitoryal Orgazm Yaşarlar (YANLIŞ)</p>
<p>Klitorisin uyarılması sekste çok önemli ve birleşme olmaksızın sadece klitorisin uyarılmasıyla da kadınlar orgazma ulaşabilirler. Ancak, klitoryal orgazmın yanı sıra vajinal orgazm da yaşayabilirler. Tabii bu, öğrenilmesi gereken ve defalarca ilişkiye girerek kazanılabilecek bir tecrübe.</p>
<p>Önemli Olan Boyu Değil İşlevi (DOĞRU)</p>
<p>Vajinanın alt 3’te 1’lik kısmı zengin bir sinir ağına sahipken, üst 3’te 2’lik kısımda sinir lifleri nispeten daha azdır. Bu nedenle alt kısım çok daha hassas ve penis en çok bu kısmı uyar</p>
<p>Kalp Hastaları Cinsel Yaşamdan Sakınmalı (YANLIŞ)</p>
<p>Bir araştırmaya göre, sabah yataktan kalktığımız an ile cinsel ilişki sırasında kalp krizi geçirme riski aynı.</p>
<p>Yaşlanınca Cinselliğin Kalitesi Azalır (YANLIŞ)</p>
<p>Seks hayatı yaş ilerledikçe farklılaşsa da bu, eskisinden daha kötü olacağı anlamına gelmez. Yaşı ilerleyen kadınların cinsellik açısından kendilerine güvenleri artar ve cinsel birleşmeden daha fazla zevk alırlar. Üstelik hamile kalma riski olmadan özgürce sevişebilirler.</p>
<p>Yoğurt ve Peynir Cinsel Gücü Artırır (DOĞRU)</p>
<p>Bu yiyecekler, triptofan içerdiğinden, cinsel gücü olumlu etkiler. Orta Avrupa kültüründe, uzun akşam yemeklerinin peynirle tamamlanmasının altında, triptofanı beyne daha fazla ulaştırıp, kendini iyi hissetme duygusundan faydalanma ve sekse yönelmeyi kolaylaştırmanın yattığı düşünülüyor.</p>
<p>Vajinusmus İlaçla Tedavi Edilebilir (YANLIŞ)</p>
<p>Cinsel birleşme esnasında vajina girişindeki 3’te 1’lik kısmın istem dışı kasılarak penis girişine izin vermemesi anlamına gelen vajinusmusun tek tedavi biçimi, cinsel terapidir. Ne ağrı kesici jeller, ne kas gevşetici ilaçlar sorunu çözemez, çünkü bu hastalık vajinayla değil, beyinle ilgilidir.</p>
<p>Suda Seks, Spermleri Öldürür (DOĞRU)</p>
<p>Havuzda ya da küvette seks, bazı spermleri öldürür. Özellikle sıcak su, testisleri aşırı ısıtıp spermlerin ölmesine yol açar. Ancak, bunu hiçbir zaman için iyi bir doğum kontrol yöntemi olarak düşünmeyin. Geride, yumurta avına çıkmış spermlerin kalmadığını bilemezsiniz!</p>
<p>Doğumdan Sonra Kadında Cinsel İstek Azalır (DOĞRU)</p>
<p>Loğusalık döneminde süt salgılanmasıyla birlikte kadının hormon düzeylerinde bir azalma olduğundan cinsel isteksizlik gerçekleşebilir. Bu durum genelde iki ay sürer. Cinsel ilişkinin tekrar başlaması kadının kendini ilişkiye hazır hissetmesiyle alakalıdır.</p>
<p>Menopozda Cinsel Arzu Azalır (YANLIŞ)</p>
<p>Menopozla birlikte hormonlarda değişiklikler oluşsa da cinsellik sadece hormonlarla açıklanamayacağından, menopozla birlikte seks de biter diyemeyiz. Zira 50 yaş üzerindeki kadınların yüzde 70&#8242;inden fazlasının istek azalması dahil, cinsel yaşamları ile ilgili herhangi bir şikayetleri bulunmadığını araştırmalar ortaya koyuyor.</p>
<p>Sevişmede Nihai Hedef Cinsel Birleşmedir (YANLIŞ)</p>
<p>Pek çok kadın cinsel birleşme olmadan, yeterince uyarılmışsa orgazma ulaşır. Erkek, sevişmede sadece birleşmeye odaklanırsa, çoğu zaman sevişme kadın için zevkli bir aktivite olmaktan çıkar. (Pudra)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilgileri.net/sekste-dogrular-ve-yanlislar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kadınların En Büyük Problemi Orgazm!</title>
		<link>http://www.saglikbilgileri.net/kadinlarin-en-buyuk-problemi-orgazm.html</link>
		<comments>http://www.saglikbilgileri.net/kadinlarin-en-buyuk-problemi-orgazm.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Sep 2010 08:33:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[erkek orgazm]]></category>
		<category><![CDATA[kadın orgazm]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar ve cinsel sorunlar]]></category>
		<category><![CDATA[ön sevişme]]></category>
		<category><![CDATA[orgazm]]></category>
		<category><![CDATA[orgazm olamama]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilgileri.net/?p=287</guid>
		<description><![CDATA[İyi bir cinsel yaşam çift arasındaki yakınlığı artırır. Orgazm ise hem bedensel hem de ruhsal tatmini içerir. Kadınların en sık yaşadıkları cinsel sorunlardan birinin orgazm olamama olduğunu söyleyen Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED) Genel Başkanı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İyi bir cinsel yaşam çift arasındaki yakınlığı artırır. Orgazm ise hem bedensel hem de ruhsal tatmini içerir.</p>
<p>Kadınların en sık yaşadıkları cinsel sorunlardan birinin <strong>orgazm olamama</strong> olduğunu söyleyen Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED) Genel Başkanı Dr. A. Cem Keçe; &#8220;<strong>Orgazm sorunları</strong> cinsel isteksizlikten sonra kadınlarda en sık rastladığımız şikayettir ve büyük oranda psikolojik kökenlidir. Çiftler arasında mutlu bir birlikteliğin en önemli unsurlarından biri de her iki taraf için de tatmin edici bir cinsel yaşantıya sahip olmaktır. İyi bir cinsel yaşam çiftin yakınlığını arttırır, birbirilerine karşı daha sevecen ve toleranslı olmalarını sağlar. Bu nedenle kadın ve erkeğin cinsel uyuma sahip olması çok önemlidir&#8221; dedi. </p>
<p>Kadın ve erkeğin cinsellikte tatmin beklediğini de belirten Dr. Keçe; &#8220;<strong>Orgazm hem erkek için hem de kadın</strong> için önemlidir. Ancak önce belki de orgazmın ne olduğunu tartışmak gerekli. Orgazm hem bedensel hem de ruhsal bir doyum halidir. Her insan her ilişkide orgazm yaşayamaz, boşalma yaşar. Ancak orgazm daha derin bir olaydır ve ruhsal tatmini de içerir. Bu nedenle orgazm denildiğinde öncelikle neyin kastedildiğinin iyi anlaşılması gereklidir. Erkekler genellikle daha kolay orgazma ulaşırlar, ancak <strong>kadının orgazma</strong> ulaşması için başka koşulların bir araya gelmesi gerekir. Erkek daha çok görsel olarak uyarılır, kadınsa daha çok dokunsal olarak ve ruhu güzel sözlerle okşandığında uyarılır. Bu nedenle <strong>kadının orgazma</strong> ulaşmasının ilk adımı erkeğin eşinin ruhunu okşamayı bilmesidir&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Orgazm Hedef Olmamalı</strong></p>
<p><strong>Orgazmın cinsellikte</strong> bir hedef olmaması gerektiğini söyleyen CİSED Genel Başkan Yardımcısı Psk. Gülüm Bacanak ise, &#8220;Cinsel ilişkiye başlarken orgazmı hedef haline getirmek kadının orgazma ulaşmasını engeller. Orgazm hedef olmamalı, cinselliğin bütününden haz almak, partnerinin dokunuşlarından keyif almak ve anın tadını çıkarmak amaç olmalıdır. Kadın zaten kendini ilişkinin akışına bıraktığında ve andan keyif aldığında orgazm da sonunda zaten gelecektir&#8221; dedi. </p>
<p><strong>Orgazm olamama</strong> şikayetini özellikle kadınlardan çok fazla duyduklarını da ifade eden Psk. Gülüm Bacanak, &#8220;Bu durumun nedeni olabilecek birçok faktör var. Öncelikle <strong>kadının orgazmdan</strong> beklentisi nedir, çünkü çoğu zaman kadınlarımız cinsel bilgi ve tecrübe eksikliğinden dolayı orgazmı yaşayıp yaşamadıklarının farkında bile olmuyorlar. Bazen yaşıyorlar ve onun orgazm olduğunu bilmiyorlar. Yine kadınların cinsellikle ilgili olumsuz duygu ve düşünceleri, cinsel ilişkiye ilişkin korku ve kaygıları, eşle ilgili düşünceler, kendi bedenleri ile ilgili olumsuz düşünceleri de orgazm olmalarını engelleyebiliyor&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Orgazma Ulaşmanın Yolu Klitoristen Geçer</p>
<p>Kadınların klitoris yoluyla orgazma ulaştıklarını söyleyen CİSED Genel Sekreteri Psk. Dnş. Fatma Ayrık ise şu bilgileri verdi:<br />
&#8220;<strong>Kadının orgazma ulaşması için</strong> klitorisinin uyarılması gerekir, bunu cinsel birleşme sırasında kendisi yapabileceği gibi partneri de yapabilir. Ayrıca eşinden sevildiğine, beğenildiğine dair güzel sözler duymak, uzun bir ön sevişme yapılması da gereklidir. Kadın rahat ve gevşemiş olduğunda, ön sevişmeden sonra klitoris de uyarılırsa orgazma ulaşmamak için bir neden yoktur. Ancak eşler arasında iletişim ve güven sorunu varsa ya da kadının orgazma ulaşmasını engelleyecek daha derin psikolojik bir sorun varsa cinsel terapi görmeleri faydalı olacaktır.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilgileri.net/kadinlarin-en-buyuk-problemi-orgazm.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Güzellik Salonunuzu Seçerken Dikkat Edin!</title>
		<link>http://www.saglikbilgileri.net/guzellik-salonunuzu-secerken-dikkat-edin.html</link>
		<comments>http://www.saglikbilgileri.net/guzellik-salonunuzu-secerken-dikkat-edin.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Sep 2010 07:55:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cilt Bakımı-Güzellik]]></category>
		<category><![CDATA[cilt bakımı ve güzellik]]></category>
		<category><![CDATA[güzellik]]></category>
		<category><![CDATA[güzellik salonu]]></category>
		<category><![CDATA[Güzellik Salonunuzu Seçerken Dikkat Edin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilgileri.net/?p=279</guid>
		<description><![CDATA[Ülkemizde hemen her sektörde olduğu gibi “cilt bakımı ve güzellik” sektöründe de tüketicinin son derece dikkatli olması gerektiği yaşanan olumsuz gelişmelerin de ortaya koyduğu bir gerçek… Güzelliğine Düşkün Bayanlar, Salonunuzu Seçerken Nelere Dikkat Edecek? Salonumuzda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ülkemizde hemen her sektörde olduğu gibi “<strong>cilt bakımı ve güzellik</strong>” sektöründe de tüketicinin son derece dikkatli olması gerektiği yaşanan olumsuz gelişmelerin de ortaya koyduğu bir gerçek…</p>
<p><strong>Güzelliğine Düşkün Bayanlar, Salonunuzu Seçerken Nelere Dikkat Edecek?</strong><br />
Salonumuzda neleri arayacağız? Salonumuzda olması ve olmaması gerekenler neler?</p>
<p>Hijyen şart<br />
Bu işte en önemli kurallardan biri hijyenik bir ortam, profesyonel bir kadro ve dürüst bir yaklaşımla ve dürüst bir yaklaşımla müşteriye hizmet verilmeli, müşterinin istemleri standartlar çerçevesinde yerine getirilmelidir. Bu işin de kendine göre bir standardı vardır. Hijyenik bir ortamın sağlanması önemldir. Örneğin; zemin silinebilir olmalı, kullanılan havlular temiz bir dolapta saklanmalı, aletler dezenfekte edilmeli ve odalar havalandırılmalı. Ayrıca kullanılan ürünlerin profesyonel ürünler olmasına dikkat edilmelidir.</p>
<p>* <strong>Güzellik salonlarında</strong> çalışacak uzmanların iyi hizmet verebilmesi için iyi eğitim vere bir kurumdan uzmanlık belgesi almaları gerekir. Uzmanın başarısı göstermiş olduğu performansla orantılıdır.</p>
<p>*<strong>Güzellik salonlarında</strong> dikkat edilmesi gereken en önemli özellikler ortamın hijyenik olması, standartlara ve sağlık şartlarına uygun profesyonel ürün ve cihazların kullanılması, her ünite için ayrı bir oda, hafif bir müzikle ve doğru aydınlatma gereklidir.</p>
<p><strong>Güzellik salonlarının seçiminde</strong> ilk sırayı hijyenik kurallara uyan hoşgörülü ve uzman bir kadrosu olan müesseseler alır.</p>
<p>*<strong>Güzellik salonlarının</strong> denetimi Estetisyenler Derneği tarafından yapılmaktadır. Güzellik salonlarında uygulanan fiyatlar, muhite kullanılan tekniklere ve ürünün profesyonelliğine gore değişemektedir.</p>
<p><strong>Güzellik salonlarından</strong> faydalanmak bir kürtürdür. İnsanlar daha bakımlı olmak, ciltte oluşabilecek problemleri önlemek ve rahatlamayı sağlamak amaçlarıyla güzellik salonlarına giderler. Bütün insanların buna ihtiyacı vardır Genelde belli bir eğitime ve kültüre sahip olan insanla güzellik ve bakım konusunda daha hassas ve duyarlı davranmaktadırlar. <strong>Güzellik salonları</strong>na gitmek bir lüks değil, ihtiyaçtır. Buralarda ürünler kesinlikle, ihtiyaçtır. Buralarda ürünler kesinlikle standartlara ve sağlık şartlarına uygun olmalıdır. Bu ürünlerde profesyonel ürünlerdir. <strong>Güzellik salonları</strong>nın denetimi Sağlık Bakanlığı bünyesindedir. <strong>Güzellik salonları</strong>nda en önemli kural hijyen’e dikkat etmektir. Fakat tek kural bu değildir.</p>
<p><strong>Güzellik ve bakım</strong> salonlarında hijyen ve diğer kurallara uyulmadığı taktirde birçok hastalığın bulaşması riski doğar. Bunlardan en önemlileri de mantar enfeksiyonları ve Hepatit virüsü’dür. Bunları önlemek için uzman tarafından son derece dikkatli davranılması ve personelini çok iyi biliçlendirimesi ve denetlemesi gerekir.</p>
<p><strong>Güzellik salonları</strong>nda kullanılan malzemelerin bazıları mutlaka kullanıldıktan sonra atılmalı, bazı malzemeler ise hijtyen solüsyonları ile temizlenmeli, dezenfekte edilmelidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilgileri.net/guzellik-salonunuzu-secerken-dikkat-edin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Saçlarınız mı Dökülüyor, Korkmayın!</title>
		<link>http://www.saglikbilgileri.net/saclariniz-mi-dokuluyor-korkmayin.html</link>
		<comments>http://www.saglikbilgileri.net/saclariniz-mi-dokuluyor-korkmayin.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Sep 2010 07:50:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Saç Bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[gebelikte saç dökülmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Saç Dökülme Tipleri Ve Nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[saç dökülmesi]]></category>
		<category><![CDATA[saç dökülmesi nasıl önlenir]]></category>
		<category><![CDATA[saç dökülmesinin tedavi yolları]]></category>
		<category><![CDATA[saç dökülmesinin tedavisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilgileri.net/?p=275</guid>
		<description><![CDATA[İnsanların yüsde 50’si yaşamlarının bir döneminde saçlarının dökülmesinden şikayet etmektedirler. Saç dökülmesinin tıp dilindeki karşılığı alopesidir. Otuzlu yaşlarda bu şikayet yüzde 30’larda iken 50’li yaşlarda oran yüzde 50’lere yükselmektedir. Saç dökülmesi hem kadın hem de [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanların yüsde 50’si yaşamlarının bir döneminde saçlarının dökülmesinden şikayet etmektedirler. <strong>Saç dökülmesi</strong>nin tıp dilindeki karşılığı alopesidir. Otuzlu yaşlarda  bu şikayet yüzde 30’larda iken 50’li yaşlarda oran yüzde 50’lere yükselmektedir. <strong>Saç dökülmesi</strong> hem kadın hem de erkeklerde ciddi psiko-sosyal problemleri beraberinde getirir. Doğru tanının konması birçok hastada tedaviyi kolaylaştırmaktadır. Dermatologlar saç dökülme şikayeti olan hastayı değerlendirirken hastanın beslenme alışkanlıkları, kullanılan ilaçlar, ailesel saç dökülme hikayesi, geçirilmiş hastalıklar, saç bakım alışkanlıkları, kadınlarda hormonal durum hakkında bilgi edinirler. Saçlı derinin ve saçın muayenesi, saçların mikroskopik incelenmesi, çeşitli kan analizleri, bazen de saçlı deri biyopsileri gerçek nedenin belirlenmesi için gereklidir.</p>
<p>Saçın Yaşam Döngüsü Nasıldır?</p>
<p>Her bir saçın kendisine ait bir yaşam döngüsü vardır. Saçın yaşam döngüsü üç evreden oluşmaktadır. Saçın aktif büyüme (anajen faz) fazı 2-6 yıl sürer ve saçların yüzde 90’nı bu dönemdedir. Büyüme dönemini birkaç gün süren geçiş dönemi takip eder. Bunun arkasından 2-3 ay süren dinlenme dönemi (telojen faz) başlar. Saçların yüzde 10’u dinlenme dönemindedir. Dinlenme döneminin sonunda saçlar dökülür ve yeni bir büyüme dönemi başlar.</p>
<p>Aşırı <strong>Saç Dökülmesi</strong> Nasıl Anlaşılır?</p>
<p>Günlük ortalama 50-100 tel saç dökülür. Bundan daha fazla olan miktarlarda aşırı <strong>saç dökülmesi</strong>nden  bahsedilir. Hasta saçını eline her götürdüğünde  eline saçlarının gelmesinden, sabahları yastığında saç bulmaktan şikayet eder.</p>
<p><strong>Saç Dökülme Tipleri Ve Nedenleri</strong></p>
<p>En sık karşılaşılan saç dökülme tiplerinden  biri telojen <strong>saç dökülmesi</strong> denen, aktif dönemdeki saçların hızlı bir şekilde dinlenme dönemine geçmesi ile oluşan dökülmedir. Kişi saçını tararken, banyo sonrası alıştığından daha fazla saçın dökülmesinden şikayetçidir. Sıklıkla ani olarak başlar. Zaman içinde dökülme şiddeti azalarak 6-8 ay sürebilir. Telojen <strong>saç dökülmesi</strong>nin en sık nedenleri şunlardır:<br />
· Yüksek ateş<br />
· Çocuk doğurmak<br />
· Çeşitli enfeksiyon hastalıkları<br />
· Şiddetli stres<br />
· Büyük ameliyatlar<br />
· Tiroid hastalıkları<br />
· Proteinden yetersiz beslenme<br />
· Çeşitli ilaçlar(kemoterapi ilaçları, beta bloker ve kalsiyum kanal blokerleri gibi tansiyon ilaçları, antidepresanlar, yüksek doz A vitamini gibi)<br />
· Mevsimsel <strong>saç dökülmesi</strong><br />
· Demir ve çinko eksikliği</p>
<p>Androjenik <strong>saç dökülmesi</strong> (erkek tipi <strong>saç dökülmesi</strong>) diğer sık nedenlerden biridir. Erkeklik hormonlarının neden olduğu bu dökülme tipi hem erkek hem de kadınlarda görülür. Alın saçlı deri çizgisi geriye doğru kayar, saçlar belirgin olarak incelir. Androjenik alopesinin rastlanma sıklığı yaş ile beraber artar. Tüm erkeklerin yüzde 15’inde tam kellik gelişmektedir. 30 yaşın altında bunun olma olasılığı yüzde 1’ dir. Kadınlarda erkek tipi <strong>saç dökülmesi</strong>nin başlama yaşı daha geç olmasına rağmen seyir çok daha hızlıdır. Androjenik alopesinin oluşmasında hormonlara aşırı hassasiyet, genetik faktörler önemli rol oynamaktadır. Stres her iki cinste de mevcut yatkınlığı arttımaktadır. Androjenik  <strong>saç dökülmesi</strong> olan kadınlarda hormonal durum sorgulanmalı ve doktor tarafından gerekli görülürse hormon analizleri mutlaka yapılmalıdır. </p>
<p>Dermatoloji  polikliniklerinde sık gördüğümüz bir dökülme şekli de  Alopesia areata denilen yuvarlak alanlar halinde saçın  bölgesel dökülmesidir. En sık ergenlik döneminde rastlanır. Gerçek nedeni bilinmemektedir. İmmunolojik mekanizmalarla saç büyüme dönemine girememektedir. Stres önemli bir faktör olabilir. Genellikle 18 ay içinde gerileyebilmekle beraber uzun yıllar sürebilme olasılığı da vardır. Alopecia areata  bazen başka immunolojik hastalıklarla beraber olabilir(diabet,tiroid hastalıkları,vitiligo gibi). Tedaviye dirençli alaopesia areata ciddi psiko-sosyal problem yaratmaktadır.</p>
<p><strong>Saçın</strong> diğer <strong>dökülme nedenleri</strong> arasında uygun olmayan saç kozmetiklerinin kullanılması, saçlı derinin mantar hastalıkları, saçlı deri ekzemaları,  radyasyon tedavisi, frengi, saçların başın üzerinde gergin şekide topuz yapılması  sayılabilir. Ayrıca  psikiyatrik kişilik bozukluklarında görülen kişinin kendi saçlarına zarar vermesiyle karakterize trikotilomani<br />
denilen bir <strong>saç dökülme</strong> tipi daha vardır.</p>
<p>Gebelik Sonrasında Neden <strong>Saçlar Dökülür</strong>?</p>
<p><strong>Saç dökülmesi</strong> gebelikte görülmez. Sıklıkla doğumu takiben ortaya çıkar. Gebelik döneminde hormonal etkilerle büyüme dönemindeki saçlar artar. Doğumu takiben saçlar dinlenme dönemine geçer. 4-20 hafta içinde dökülürler. Ortalama 15 ay içinde saçların dökülmesi durur ve eski haline dönerler. Gebelik sonrasında demir eksikliğine bağlı kansızlık sıktır. Bu da saç dökülme sürecini uzatabilir. Hastaları kansızlık açısından değerlendirmek mutlaka gereklidir.</p>
<p>Mevsimsel Ve Strese Bağlı <strong>Saç Dökülmesi</strong></p>
<p>Poliklinik hastalarında en sık gördüğümüz saç dökülme nedenlerinin arasında bunlar gelmektedir. Her ikisinde de etken ortadan kalkınca saçlar normale döner. <strong>Saç dökülmesi</strong>nin olduğu dönemlerde  biotin  desteği iyileşmeyi çabuklaştırmaktadır.</p>
<p>Hiç Tedavi Edilemeyen Saç Dökülmeleri Var Mı?</p>
<p>Saçın tekrar geri çıkma olasılığının olmadığı, saç köklerinin tamamen hasar gördüğü saç kaybı nedenleri de vardır. Ciddi dermatolojik bazı hastalıklar, sistemik bazı hastalıklar,<br />
deri kanserleri, kimyasal-termal yanıklar geri dönüşümsüz saç kayıplarına neden olmaktadır.</p>
<p><strong>Saç Dökülmesinin Tedavi Yolları</strong></p>
<p>Neden ne olursa olsun,  kısa ya da uzun süreli  saç dökülmeleri insanları  mutsuz etmektedir.<br />
Günümüzde kullanılan çeşitli tedavi seçenekleri  hem hastanın hem de hekimin yüzünü güldürmektedir.<br />
Erkek tipi <strong>saç dökülmesi</strong>nin tedavisinde kullanılan yeni ilaçlar vardır. Bunlardan bazıları lokal uygulanırken bazıları da ilaç olarak ağızdan alınmaktadır. Bu ilaçlar 6 ay-1 yıl kullanıldığında <strong>saç dökülmesi</strong>ni durdurabilmekte ve saç çıkışını arttırabilmektedir.<br />
Bunların dışında biotin, çinko, sistein, E vitamini, bitkisel kombinasyonlar(bal kabağı ekstresi, radix, yeşil çay), su bazlı organik biyolojik silikon gibi saç hücrelerini uyarıcı destek ürünler oldukça sık kullanılmaktadır.<br />
Dışarıdan uygulanan çok sayıda kozmetik ve bakım ürünleri mevcuttur. Dışarıdan uygulanan bu ürünler genellikle saçın kalitesini, parlaklığını arttırırlar ancak yeni saç çıkışında etkili değillerdir. Şampuan seçiminde sodyum laurly sülfate gibi tahriş edici ürünler  içermeyen şampuanlar tercih edilmelidir.<br />
Lokal ya da sistemik tedavilerin yetersiz kaldığı şartlarda  saç nakli gibi cerrahi işlemler günümüzde son teknoloji ile başarılı bir şekilde yapılmaktadır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilgileri.net/saclariniz-mi-dokuluyor-korkmayin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sağlıklı Saçlar İçin Ne Yapmalıyım?</title>
		<link>http://www.saglikbilgileri.net/saglikli-saclar-icin-ne-yapmaliyim.html</link>
		<comments>http://www.saglikbilgileri.net/saglikli-saclar-icin-ne-yapmaliyim.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Sep 2010 07:45:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Saç Bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[saça nem kazandırma]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı saç]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı saç görünümü]]></category>
		<category><![CDATA[yıpranmış saç]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilgileri.net/?p=272</guid>
		<description><![CDATA[Güneş ışınlarından yansıyan UV ışınları, ağır iklim koşulları, hava kirliliği ve eksoz gazları, fön, bakım malzemeleri gibi birçok faktör saçlara zarar veriyor. Zamanla saç telleri kuruyor ve mat bir görünüm kazanıyor. Özellikle saçta bulunan nemin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Güneş ışınlarından yansıyan UV ışınları, ağır iklim koşulları, hava kirliliği ve eksoz gazları, fön, bakım malzemeleri gibi birçok faktör saçlara zarar veriyor. Zamanla saç telleri kuruyor ve mat bir görünüm kazanıyor. Özellikle saçta bulunan nemin kaybolması, elastikiyetini ve parlaklığını yitirmesine yol açıyor. Bu da doğal olarak kırılmaların birinci faktörleri arasında bulunuyor. </p>
<p>Saçta bulunan nem, soluduğunuz havadaki nem oranına göre farklı oluyor. Saçlarınızda, yeni yıkadıktan sonra daha ıslakken sahip olduğu nem, yüzde 31 oranlarındayken, sağlıklı ve ıslak olmayan saçtaki nem oranı yüzde 15 civarlarında oluyor. </p>
<p>İçilen su saça nem kazandırır mı?<br />
Çok fazla su içerek <strong>saça nem kazandıramazsınız</strong>. Çünkü saç tıpkı tırnak gibi cansızdır ve kökten uzuyor. Çoğalan yeni hücreler, önceden oluşmuş olan hücrelerin yukarı doğru hareket etmesine neden oluyor. Hücreler yukarı doğru hareket ettikçe sertleşiyor ve ölüyor. Siz de bu olayı saçınızın uzaması olarak algılıyorsunuz.</p>
<p>Saç, havada kurumaya bırakıldığı zaman, kademeli olarak düşük nem oranına adapte oluyor. Ilk aşamada, saç telleri arasındaki fazla su kuruyor. Saç telleri arasındaki su buharlaştıktan sonra, saç kökleri, doğal kuruluklarına ulaşana kadar yavaş yavaş nem kaybediyor.</p>
<p>Saçı saç kurutma makinesi ile kuruttuğunuzda ise, kuruma süreci hızlandırılmış olur. Saç kurutma makinesinden üflenen hava genelde çok sıcaktır. Bu nedenle de çok kurudur. Halbuki, bulunduğunuz ortamdaki nem oranı yaklaşık %50-60 dolayındadır.</p>
<p>Fön makinesi <strong>saçın nem dengesini</strong> nasıl etkiliyor?<br />
Saçı, saç kurutma makinesiyle kuruttuğunuz zaman, ilk olarak saç telleri arasındaki fazla su buharlaşıyor. Bu aşamada, saçın ısısı düşük bir seviyede oluyor. Saç telleri arasındaki fazla su tamamen buharlaştıktan sonra, saç ısınmaya başlıyor. Bu sırada, saç kökleri de kurutma makinesinden gelen kuru ve sıcak havaya adapte olabilmek için, gereğinden fazla nem kaybediyor. Siz saç kurutma makinesini kapattığınızda, saçınız daha yüksek bir nem oranıyla karşılaşıyor. Saç kökü sadece ıslaktan kuruya geçme süreci içinde nem kazanabiliyor. Yani, nemli bir ortamdan ihtiyacı olan nemi alamıyor. Bu da doğal olarak saçların daha kolay kurumalarını sağlıyor.</p>
<p>Sonuç olarak saçınızı sıradan bir saç kurutma makinesiyle kurutursanız, <strong>saçınız doğal nemini</strong> kaybediyor. Saçınız aşırı kuruduğunda, elastikiyeti ve parlaklığı gidiyor. Böylelikle saçlarınızı  şekillendirmede zorluk çekecek cansız bir görünüm elde edeceksiniz.</p>
<p>Saçı yıpratmayan makineler var<br />
Eğer kurutma işlemi boyunca, saçın sıcaklığını sürekli olarak takip eden bir saç kurutma makinesi kullanırsanız, bu işlemini kontrol edebilir, saçınızın aşırı kuruma riskini ortadan kaldırabilirsiniz. Bunun için sensörü olan özel bir saç kurutma makinesi kullanmanız önerilebilir.</p>
<p>Böyle bir sistemde, saç kurutma makinesindeki sensör saçın sıcaklığını sürekli olarak takip ediyor. Saçınız kurumaya başladığı anda, sensör saçta bir sıcaklık değişikliği kaydediyor ve üflenen havanın sıcaklığını kademeli olarak azaltıyor. Üflenen hava soğudukça, saçtan daha az nem buharlaşıyor ve saçın aşırı kuruma riski ortadan kaldiriyor. Tam tersine saçınız kademeli olarak nem kaybedeceği için, optimum ve doğal nem oranını koruyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilgileri.net/saglikli-saclar-icin-ne-yapmaliyim.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Saç Dökülmesinin Nedenleri ve Tedavi Yolları</title>
		<link>http://www.saglikbilgileri.net/sac-dokulmesinin-nedenleri-ve-tedavi-yollari.html</link>
		<comments>http://www.saglikbilgileri.net/sac-dokulmesinin-nedenleri-ve-tedavi-yollari.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Sep 2010 07:36:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Saç Bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlarda saç dökülmesi]]></category>
		<category><![CDATA[saç dökülmesi]]></category>
		<category><![CDATA[saç dökülmesinin nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[saç dökülmesinin tedavi yolları]]></category>
		<category><![CDATA[saç dökülmesinin tedavisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilgileri.net/?p=267</guid>
		<description><![CDATA[Her beş kadından birinde ani saç dökülmesi görünür. Peki saç dökülmesinin en önemli nedenlerini ve bunları nasıl engelleyebileceğinizi biliyor musunuz? Bilimadamları her 5 kadından birinin saç dökülmesi sorunuyla karşı karşıya kaldığını ve böylelikle bunun sadece [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Her beş kadından birinde ani saç dökülmesi görünür. Peki <strong>saç dökülmesini</strong>n en önemli nedenlerini ve bunları nasıl engelleyebileceğinizi biliyor musunuz?</p>
<p>Bilimadamları <strong>her 5 kadından birinin</strong> <strong>saç dökülmesi</strong> sorunuyla karşı karşıya kaldığını ve böylelikle bunun sadece bir erkek sorunu olmadığını belirlediklerini söylüyorlar. Ancak korkmayın, çünkü kadınların erkeklerden farkı; <strong>saç dökülmesi</strong> nedeninin saptandıktan sonra engellenebilir olması. İşte size 10 neden ve 10 çözüm&#8230;</p>
<p>Erkeklik hormonları: Kadınlarda <strong>saç dökülmesi</strong>nin en önemli nedeni; erkek cinsellik hormonlarıdır. Saçın gelişmesini sağlayan hücreler androjen hormonuna karşı hassasiyet göstererek aniden işlevlerini kaybetmeye başlarlar. Androjen hormonundan kaynaklanan <strong>saç dökülmesi</strong> kalıtsaldır. İyi haber; hormon terapisi <strong>saç dökülmesi</strong>ni durdurabilir. Antiandrojen ve östrojen içeren doğum kontrol hapları ile doktor kontrolünde tedavi sağlanabilir. </p>
<p>Doğum: Gebelik sırasında birçok kadının saçları gürleşir ve güzelleşir. Bunun nedeni; vücudun östrojen hormonunu daha fazla salgılamasıdır. Doğumdan sonra östrojen hormonunun miktarı azaldığından saçlar da dökülmeye başlar. Endişelenmenize gerek yok; çünkü bu saçlar östrojenin gebelik sırasında koruduğu saçlardır. </p>
<p>Tiroid bezi bozuklukları: Tiroid bezinin az ya da aşırır çalışması <strong>saç dökülmesi</strong>ne yol açan önemli bir faktördür. Yorgunluk ya da asabiyet, hiçbir neden yokken kilo alıp verme, ateş basması ya da üşüme tiroid bezi bozukluğunun belirtilendendir. Bu durumda doktor kontrolünde hormon ya da iyot tabletleri kullanarak sorununuzdan kurtulabilirsiniz. </p>
<p>Vitamin ve mineral eksikliği: Bilinçsiz beslenme ve diyetler saçı olumsuz etkiler. Vitamin, mineral ve protein eksikliği saçı cansızlaştırarak dökülmesine yol açar. Sağlıklı saçlar için B6, B12, C, E ve biyotin vitaminleri, kalsiyum, magnezyum, kalyum, çinko, bakır ve demir gibi amnioasitler de çok önemlidir. Eğer bu maddeler sağlıklı bir beslenme ile elde edilemiyorsa tabletlerden yararlanabilirsiniz.</p>
<p>Kepek: Sağlıksız bir saç derisi, saç köklerini besleyen maddelerin köklere ulaşmasını engeller. Bu da saçların dökülmesine neden olur. <strong>Saç dökülmesi</strong>ni engellemek için kepeğe karşı etkili bir şampuanın düzenli olarak kullanılması gerekir.</p>
<p>İlaçlar: Bazı tıbbi maddeler saçların dökülmesine yol açabilir. Kanser tedavisinde uygulanan kemoterapi, hipertansiyon ilaçları ve kolestrol düşürücü ilaçlar saçın gelişimini engelleyebilir. Bu durumda doktorla görüşülerek mümkünse ilaçların değiştirilmesi istenebilir.</p>
<p>Amalgam: Hemen hemen bütün ağır metaller gibi, diş dolgusunda kullanılan amalgamdaki civa da <strong>saç dökülmesi</strong>ne neden olabilir. Böyle bir <strong>saç dökülmesi</strong>nin söz konusu olup olmadığı saç minerali analiziyle anlaşılabilir. Bu metalin vücuttan uzaklaştırılmasıyla birlikte <strong>saç dökülmesi</strong> durur.</p>
<p>Stres: Stres ve diğer psikolojik sorunlar vücut işlevlerini sekteye uğratırlar. Bu durum saçlara da yansır; saçlar daha hızlı dökülmeye ve daha yavaş uzamaya başlar. Bu durumda tek çözüm yolu vardır; stresten uzak durmak. </p>
<p>Mevsim değişikliği: Bazı kişilerde ilkbahar ve sonbaharda normalden daha fazla <strong>saç dökülmesi</strong> görülür. Ancak bu endişe edilecek bir durum değildir. Saçlar bir süre sonra kendilerini toparlarlar. </p>
<p>Bağışıklık sisteminde sorun: Saçların aniden tutam tutam dökülmesi ve saç derisinde açıklıkların oluşması saçkıranın belirtileridir. Uzmanlar bu durumu şöyle açıklarlar: “Saç kökleri vücut tarafından adeta yabancı bir madde gibi zarar görürüler.” Saçlar genellikle kendiliğinden eski haline dönerler, bazen bu onarım için aylar gerekebilir. Çinko tabletleri tedaviyi kolaylaştırabilir. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilgileri.net/sac-dokulmesinin-nedenleri-ve-tedavi-yollari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Saçlarınıza Canlılık Kazandırın!</title>
		<link>http://www.saglikbilgileri.net/saclariniza-canlilik-kazandirin.html</link>
		<comments>http://www.saglikbilgileri.net/saclariniza-canlilik-kazandirin.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Sep 2010 07:33:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Saç Bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[kuru saç]]></category>
		<category><![CDATA[nemli saç]]></category>
		<category><![CDATA[saça canlılık kazandırma]]></category>
		<category><![CDATA[yağlı saç]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilgileri.net/?p=264</guid>
		<description><![CDATA[Saçlarınıza Nasıl Canlı Bir Görünüm Kazandırabilirsiniz? Saç bakım ürünlerini kuru saça değil, nemli saça uygulayın. Böylelikle daha kısa sürede, daha iyi sonuç alırsınız. Saçınızdaki dalgaları canlandırmak için, saç köpüğünü tenis topu büyüklüğünde elinize sıkın ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Saçlarınıza Nasıl Canlı Bir Görünüm Kazandırabilirsiniz? </p>
<p><strong>Saç bakım</strong> ürünlerini kuru saça değil, nemli saça uygulayın. Böylelikle daha kısa sürede, daha iyi sonuç alırsınız. Saçınızdaki dalgaları canlandırmak için, saç köpüğünü tenis topu büyüklüğünde elinize sıkın ve diplerden dışa doğru nüfus etmesini sağlayın. Eğer saçınızı yıkayacak vaktiniz yoksa ve saçınız kısaysa, saçınızı biraz ıslatın, geriye doğru tarayın ve sadece alnınızın üstündeki saçlara sprey sıkın. Eğer saçlarınız uzun, kalın telli ve düzse, at kuyruğu yapmanızı tavsiye ederiz. Eğer uzun ama sorunsuz saçlara sahipseniz, o zaman kafanızı yere doğru eğin, saç spreyi sıkın ve saçlarınızı geriye doğru atın. Topuz yapmayı da düşünebilirsiniz.</p>
<p>Eğer saçlarınızın kısa sürede düzene sokulmaya ihtiyacı varsa, saçlarınızı yıkayın ve sadece kahküller ile yüzünüzün üzerine dökülen kısımlara fön çekin. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilgileri.net/saclariniza-canlilik-kazandirin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mevsime Göre Saç Bakımı</title>
		<link>http://www.saglikbilgileri.net/mevsime-gore-sac-bakimi.html</link>
		<comments>http://www.saglikbilgileri.net/mevsime-gore-sac-bakimi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Sep 2010 07:30:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Saç Bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[mevsime göre saç bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[saç bakımı nasıl olmalı]]></category>
		<category><![CDATA[saç bakımı nasıl yapılmalı]]></category>
		<category><![CDATA[saç dökülmesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilgileri.net/?p=261</guid>
		<description><![CDATA[Daha güzel saçlara sahip olmak herkesin hayali&#8230; Ancak bu hayale ulaşabilmeniz için biraz çaba gerekir. Yeter ki saçlarınızın ihtiyaç duyduğu bakımı doğru zamanda uygulayın, farkı hissedeceksiniz. Değişen mevsimlerle birlikte vücudumuzu korumak için giysilerimizi, cildimizi korumak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Daha güzel saçlara sahip olmak herkesin hayali&#8230; Ancak bu hayale ulaşabilmeniz için biraz çaba gerekir. Yeter ki saçlarınızın ihtiyaç duyduğu bakımı doğru zamanda uygulayın, farkı hissedeceksiniz.</p>
<p>Değişen mevsimlerle birlikte vücudumuzu korumak için giysilerimizi, cildimizi korumak için cilt bakım ürünlerimizi değiştiririz. İşte tıpkı bu örneklerde olduğu gibi saçlarımızın da ilgiye ve korunmaya ihtiyaçları vardır. Her saç, farklı mevsimlerde farklı bir bakıma ihtiyaç duyar&#8230; Çünkü farklı problemler farklı çözümler gerektirir&#8230;</p>
<p>Bahara ışıltılı saçlarla girin<br />
Bütün bir kış boyunca eğer saçlarınıza özel bir itina göstermediyseniz, şimdi onların kurumuş ve yıpranmış olduklarını eminiz fark etmişsinizdir. Bu nedenle bahar ayları saçlarınız için bayram havasında geçmeli. Zira eğer onları güçlendirecek ve canlandıracak formülleri bulamazsanız, yazın kavurucu güneşi saçlarınızı daha da içinden çıkılmaz sorunlara itecektir. Ekstra bakımlarla saçlarınızı kurtarmak için önünüzde 3 aylık bir bahar dönemi var. Peki, öncelikle ne yapmalısınız? Unutmayın ki saçlarınızın da cildiniz gibi yeniden yapılanmaya ihtiyacı vardır. Saçlarınızın iç yapılarında, geçirdikleri işlemler karşısında zayıflamalar meydana gelir, saç boyları ve uçlarında çatallaşmalar olur. Artık saçlarınız kırılmaya daha da fazla müsaittirler. Bunun sonucunda ise esneklik ve güzelliklerini kaybederler.</p>
<p>Saçlar uzadıkça yıpranma oranları artar. Çatallaşmalar saçların uçlarından başlayarak üst noktalarına doğru tırmanır. Bu türden sorunlarla karşılaştığınızda ilk iş olarak bir kuaföre gidip, saçlarınızdaki kırıkları aldırmalı ve hatta saç boyunuzu sağlıklı kısımlarına kadar kısaltmalısınız. Daha detaylı ve profesyonel bir yardım için <strong>saç bakım</strong> merkezlerine başvurabilirsiniz. Saç boyunuz kısaldıktan sonra onları bir süre için aşırı fön ısısından korumaya çalışın. En azından kendilerini biraz olsun toparlayıncaya kadar. Bu arada saç türünüze uygun bakım ürünleri kullanmayı da ihmal etmemelisiniz.</p>
<p>Yaz aylarında özel koruma<br />
Yaz aylarında saçlarınızın en büyük düşmanları; güneş ışınları ile  deniz ve havuz suları&#8230; Bütün bu zararlı etkenler saçlarınızın kurumasına, renklerinin açılmasına ve uçlarının kırılmasına neden oluyorlar. Dolayısıyla saç uzmanları deniz ve havuza girerken bone kullanımını öneriyorlar. Böylelikle saçlarınız deniz suyunun tuzundan ya da havuzun klorundan etkilenmiyor, saç renginiz düzensiz bir biçimde açılmıyor. Yaz mevsiminde özellikle boyalı saçlara sahipseniz bone kullanımını ihmal etmemelisiniz. Zira boyalı saçlar, havuz suyuyla temas ettiklerinde ortaya hiç de iç açıcı görüntüler çıkmıyor. Güneş ışınlarının zararlı etkilerinden koruyan UV filtreli, koruyucu özellikli şampuanlar ve bakım ürünleri de saçların doğal yapısını korumada etkili oluyorlar.</p>
<p>Sonbaharda <strong>saç dökülmelerine</strong> dikkat!<br />
Deniz, klor ve güneşin saçlar üzerindeki yıpratıcı etkilerinden bahsetmiştik. Dolayısıyla  yaz mevsiminde korumasız bırakılan saçları sonbaharda, kötü bir görünümle birlikte sağlık sorunları bekliyor. Zira mevsim değişikliği zaten <strong>saçların dökülmeleri</strong>ne yol açıyor. Kuru ve cansız saçlar ise mevsim değişikliğinin etkilerinden fazlasıyla nasiplerini alıyorlar. Saçlar matlaşıyor, saç boylarında ise çatallaşma ve kırılmalar göze çarpıyor. Bütün bunları engellemek için yaz aylarında <strong>saçları korumak</strong> gerekiyordu. Peki, şimdi ne yapılabilir?</p>
<p>Öncelikle saçlarınızın durumu gerçekten çok kötüyse bir saç uzmanına görünmenizi tavsiye ederiz. Büyük bir ihtimalle saç boylarınızı mümkün olduğu kadar kısaltmanız gerekecek. İkinci aşamada ise yoğun nemlendiricili bakım maskeleri saçlarınızın imdadına yetişecek. Düzenli olarak <strong>saç dökülmesi</strong>ne karşı güvenilir bir ürünün kullanılması da kaçınılmaz. Böylelikle hem saçlarınızı yazın bıraktığı kötü izlerden kurtaracak, hem de kış aylarına karşı güçlendirmiş olacaksınız.</p>
<p><strong>Saçlarda kış bakımı  </strong><br />
Soğuk kış aylarında saçlarınızı bekleyen koşulların mükemmel olduğu söylenemez. İsli ve ağır havadan yalnızca cildiniz değil, saçlarınız da etkilenir. Soğuğun ne derece büyük bir düşman olduğunu anlamak için aynaya bakmanız yeter. Hele bir de <strong>saçlarınız sağlıklı</strong> değilse, o zaman işiniz var demektir. Sonbaharda başlayan <strong>saç sorunları</strong>, kışın gelmesi ile birlikte giderek artar. Örneğin; yağlı saçlardaki yağ oranı yükselir, kuru saçlar ise daha da kurur. Mevsim değişikliğinin <strong>saç dökülmesi</strong>ni hızlandırdığı yine unutulmamalıdır. Kış aylarında saçlarınızı yıkadıktan sonra iyice kurutmadan dışarı çıkamazsınız ve doğal olarak yoğun fön ısısı da saçlarınıza zarar verebilir. Peki, saçlarınızı bütün bu olumsuz etkenlerden korumak için neler yapabilirsiniz? İşte size bazı ipuçları&#8230;</p>
<p>·Saçlarınızı daima az şampuan kullanarak yıkayın, çok fazla şampuan kullanıldığında saçlarınız daha temiz veya bakımlı olmuyor. Buna karşın fazla miktarda kullanılan şampuan iyi durulanamadığı takdirde kepek sorunuyla karşı karşıya kalıyorsunuz: Avucunuza aldığınız şampuanı bir miktar ılık suyla sulandırıp, saçlarınıza güzelce yayın.</p>
<p>·Saçınızı yıkadıktan sonra mutlaka bakım yapan bir saç kremi uygulayın. Kremi henüz nemli saçlarınıza yaydıktan sonra, yumuşak bir havlu yardımıyla tampon yapın. Etkisini göstermesi için en az 2 dakika kadar bekleyin.</p>
<p>·Nemini kaybetmiş her boyda saça, özellikle uç kısımlara özen göstererek maske uygulayabilirsiniz.</p>
<p>·Maskenin etkisini artırmak için, saçınızda beklettiğiniz süre içinde neler yapabilirsiniz? Başınıza bir bone giyin. Sıcak bir ortamda, örneğin kalorifer yanında oturarak bekleme süresini doldurun.</p>
<p>·Konsantre ürünler veya ampul kullanıyorsanız, kutu üzerinde belirtilen doza mutlaka uyun. Saç derisine parmak uçlarınızla uzun uzun masaj yaparak iyice nüfuz etmesini sağlayın. </p>
<p>Böylece saçınız kısa süre içinde yaz aylarında kaybettiği eski güç ve yumuşaklığına kavuşacaktır. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilgileri.net/mevsime-gore-sac-bakimi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bebek Her Ağladığında Beslenmemelidir!</title>
		<link>http://www.saglikbilgileri.net/bebek-her-agladiginda-beslenmemelidir.html</link>
		<comments>http://www.saglikbilgileri.net/bebek-her-agladiginda-beslenmemelidir.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Sep 2010 08:30:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[bebek beslenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[bebeklerde obezite]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda obezite]]></category>
		<category><![CDATA[şişman bebek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilgileri.net/?p=257</guid>
		<description><![CDATA[Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Funda Elmacıoğlu, çocuklarda obezitenin, ortaya çıkmasından önce veya başlangıç döneminde önlenmesinin önemli olduğunu bildirdi. Doç. Dr. Elmacıoğlu, anne sütüyle beslenen bebeklerde obezitenin nadir görüldüğünü söyledi. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Funda Elmacıoğlu, çocuklarda obezitenin, ortaya çıkmasından önce veya başlangıç döneminde önlenmesinin önemli olduğunu bildirdi.</p>
<p>Doç. Dr. Elmacıoğlu, anne sütüyle beslenen <strong>bebeklerde obezite</strong>nin nadir görüldüğünü söyledi.</p>
<p>Mamayla (formüla) beslenen <strong>bebeklerin şişman</strong> olma olasılığının çok daha yüksek olduğunu belirten Doç. Dr. Elmacıoğlu, ‘Bunun nedeni bebeğe gerektiğinden fazla mama verilmesi, mamanın verilen miktardan daha fazla yoğunlukta hazırlanması, mamaya bebe bisküvisi, ekmek içi, mısır gevreği gibi gıdaların konulmasıdır’ dedi.</p>
<p>Bebeğin her ağlamasının, acıktığını göstermediğini vurgulayan Doç. Dr. Elmacıoğlu, şöyle devam etti:</p>
<p>‘Bu nedenle <strong>bebek her ağladığında beslenmemelidir</strong>. Eğer bebek mamayla besleniyorsa buna başka bir şey ilave edilmemeli ve mama suyla hazırlanmalıdır. Mama hazırlanırken bebeğin ayına uygun ölçüde toz konmalıdır. Ek gıdalara erken başlanmamalı, bu konuda mutlaka bir beslenme uzmanına danışılmalıdır. Ek gıdalara başlandıktan sonra ise mama azaltılmalıdır. Biberonla beslenen bebeklerin bir yaşından sonra biberonu bırakmasını sağlamak gerekir. Hazırlanan taze meyve suları, su ve yoğurta asla şeker ilave edilmemelidir.’</p>
<p>Doç. Dr. Elmacıoğlu, 5 yaşın altındaki çocuklara kalori hesabıyla diyetin asla önerilmediğini bu dönemde ailelerin yüksek kalorili gıdalardan kaçınması gerektiğini bildirerek, şöyle konuştu:</p>
<p>‘Bu yaş çocuklarına kızarmış patates, cips, köfte, börek gibi gıdalar verilmemeli. Çocuklara mümkün olduğunca yağsız kırmızı etle yemekler hazırlanmalı. Ödül amacıyla çikolata, pasta ve kekler verilmemeli. Bu yoğun şeker ve yağ karışımları yerine çocuk, kitap, boya, çocuk tiyatrosu, aktiviteyi artıracak oyuncakla ödüllendirilmeli. Çocuğa ana öğünler öğretilmeli ve bu öğünlerde taze salata, yoğurt ve sebze yemeklerinin olması sağlanmalıdır.’</p>
<p>Şişmanlığa eğilimli ve sütü seven çocuklar için yarım yağlı süt alınması ve bu tüketimin günde 2 su bardağını geçmemesi gerektiğine dikkati çeken Doç. Dr. Elmacıoğlu, ‘Tam yağlı peynir çeşitleri yerine de az yağlı veya yağsız peynirler tercih edilmeli. Piyasada çocuklar için mevcut olan büyüme süt veya büyüme peynirlerinin, gereksiz kalori kaynağı olduğu, çocuğu obeziteye götürebileceği unutulmamalıdır’ dedi.</p>
<p>Fast food restoranlarının da çocuklar için uygun yerler olmadığını vurgulayan Doç. Dr. Elmacıoğlu, çocuğu ödüllendirmek adına bu tür menülerin ara sıra (ayda bir) tüketilebileceğini ifade etti.</p>
<p>İleriki yaşlarda fazla kilolardan kurtulmak için yapılan tıbbi mücadelenin genellikle sonuçsuz kaldığını, bu nedenle çocuklarda obezitenin ortaya çıkmasından önce veya başlangıç döneminde önlenmesinin önemli olduğunu bildiren Doç. Dr. Elmacıoğlu, verdiği bilgiler doğrultusunda ailelerden yemek yeme, yemek pişirme alışkanlıklarını yeniden gözden geçirmelerini önerdi.</p>
<p>Doç. Dr. Elmacıoğlu, ayrıca 3-4 yaşındaki çocuğu, çocuk arabasına bindirmenin uygun olmadığını, çocuğa düzenli fizik aktivite alışkanlığı kazandırılması gerektiğini söyledi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilgileri.net/bebek-her-agladiginda-beslenmemelidir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gebelikte Gripten Korunma Yolları</title>
		<link>http://www.saglikbilgileri.net/gebelikte-gripten-korunma-yollari.html</link>
		<comments>http://www.saglikbilgileri.net/gebelikte-gripten-korunma-yollari.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Sep 2010 08:26:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[gebelikte grip]]></category>
		<category><![CDATA[gebelikte grip bebeğe geçer mi]]></category>
		<category><![CDATA[gebelikte grip bebeği etkilermi]]></category>
		<category><![CDATA[Gebelikte Gripten Korunma Yolları]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelikte grip]]></category>
		<category><![CDATA[Hamilelikte Gripten Korunma Yolları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilgileri.net/?p=254</guid>
		<description><![CDATA[Memorial Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümünden Op. Dr. Altuğ Semiz, grip ve soğuk algınlığı şikayetlerinin gittikçe arttığı sonbahar aylarında anne adaylarının yapması gerekenleri soru ve cevaplarla anlattı. Grip, Gebelik Döneminde Anne Adaylarını Nasıl Etkiler? [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Memorial Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümünden Op. Dr. Altuğ Semiz, grip ve soğuk algınlığı şikayetlerinin gittikçe arttığı sonbahar aylarında anne adaylarının yapması gerekenleri soru ve cevaplarla anlattı.</p>
<p><strong>Grip, Gebelik Döneminde Anne Adaylarını Nasıl Etkiler</strong>?</p>
<p><strong>Gebelik sırasında</strong> kalp atım hızında, kalbin pompaladığı kan miktarında, oksijen tüketiminde, akciğer kapasitesinde ve bağışıklık sisteminde ortaya çıkan fizyolojik değişiklikler gribe bağlı komplikasyonların görülme olasılığını artırmaktadır. Gebeliğin son dönemlerinde gribe yakalanan bir anne adayının <strong>doğum sonrası</strong> hastalığını <strong>bebeğine geçirme</strong> riski fazladır.</p>
<p><strong>Grip Aşısının Anne Adayı Ve Bebek Üzerinde Ne Gibi Olumlu Etkileri Vardır?</strong></p>
<p>Aşı sonrası annede gelişen antikorlar bir miktar bebeğe de geçerek yaşamının ilk aylarında onu da gribe karşı koruyacaktır. Grip aşısı canlı virüs içermediğinden gebelikte kullanılmasının da bir sakıncası yoktur. Grip aşısı aynı zamanda emziren annelere de güvenle yapılabilir.</p>
<p><strong>Hamileler Grip Aşısını Ne Zaman Yaptırmalıdır</strong>?</p>
<p>Grip aşısı için en uygun dönem Ekim ayıdır. Aşı, kas içi enjeksiyon olarak koldan yapılır. Anne adaylarının grip sezonunda hamileliklerinin ikinci ve üçüncü aylarında grip aşısı olması önerilmektedir. <strong>Grip aşısı gebeliğin</strong> her döneminde güvenli olsa da, ilk ay çok gerekli olmadıkça ilaç kullanımından kaçınmak ve aşının bu dönemin sonunda yaptırılması daha uygundur.</p>
<p>Hamilelikte Grip Ya Da Soğuk Algınlığı Sırasında Hangi Destekleyici Tedaviler Yapılmalıdır?</p>
<p>Soğuk algınlığı ve grip yakınmalarının daha hafif ve daha az rahatsızlık verecek şekilde atlatılması için şu destek tedaviler uygulanmalıdır:</p>
<p>Her iki hastalıkta da ikincil bir bakteriyel enfeksiyon olmadığı sürece antibiyotik kullanılmamalıdır.</p>
<p>Tedaviden çok hastalığa yakalanmamak önemlidir. Bu nedenle salgın dönemlerinde kapalı yerlerde fazla kalmamak ve elleri sık sık yıkamak koruyucu olabilir.</p>
<p>En iyi ve en etkili destek tedavisi istirahattır. Yatak istirahatı yapılmalıdır.</p>
<p>Yatarken başı yukarıda tutmak (2 ya da daha fazla sayıda yastık ile yatmak) geniz akıntısının vereceği rahatsızlığı da azaltacaktır.</p>
<p>Bulunulan ortamın yeteri kadar sıcak olmasına ve iyi havalandırılmasına dikkat edilmelidir.</p>
<p>Havanın kuruması engellenmeli, nemli olması sağlanmalıdır.</p>
<p>Yeteri kadar sıvı alımı son derece önemlidir.</p>
<p>Hastalık dönemlerinde beslenmeye dikkat edilmeli, iştahsızlık varsa enerji ihtiyacını gidermek için karbonhidrat açısından zengin diyet uygulanmalıdır.</p>
<p>Boğaz ağrısını gidermek için pastil kullanılabilir.</p>
<p>Burun tıkanıklığı için tuzlu su ya da okyanus suyu vb. kullanılabilir.</p>
<p>Yakınmalar düzeldiğinde hemen normal aktiviteye dönülmemeli, tam bir iyileşme için bir süre daha dinlenmeye devam edilmelidir.</p>
<p>Mutlaka Doktora Başvurulması Gereken Durumlar:</p>
<p>Ateş 38.5 derecenin üzerine çıkarsa ve birkaç gün içinde düşmezse,</p>
<p>Soluk alıp vermede güçlük varsa,</p>
<p>Göğüs ağrısı ortaya çıkarsa,</p>
<p>Şiddetli kulak ağrısı, kulaktan akıntı ve kanama olursa,</p>
<p>Döküntü ve kızarıklık ortaya çıkarsa,</p>
<p>Ense sertliği ortaya çıkarsa,</p>
<p>Birkaç gün içinde düzelememe ve ciddi derecede hastalık durumu varsa.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilgileri.net/gebelikte-gripten-korunma-yollari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
