<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sağlık Bilgileri &#187; Genel Sağlık Bilgileri</title>
	<atom:link href="http://www.saglikbilgileri.net/genel-saglik-bilgileri/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.saglikbilgileri.net</link>
	<description>Sağlık Bilgileri</description>
	<lastBuildDate>Mon, 06 Feb 2012 09:41:15 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Kıl Dönmesi (Pilonidal Sinüs)</title>
		<link>http://www.saglikbilgileri.net/kil-donmesi-pilonidal-sinus.html</link>
		<comments>http://www.saglikbilgileri.net/kil-donmesi-pilonidal-sinus.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Feb 2012 16:32:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Erkek Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Sağlık Bilgileri]]></category>
		<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[kıl dönmesi]]></category>
		<category><![CDATA[kıl dönmesi ameliyatı]]></category>
		<category><![CDATA[kıl dönmesi belirtileri]]></category>
		<category><![CDATA[kıl dönmesi tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[kuyruk sokumu ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[pilonidal sinüs]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilgileri.net/?p=62628</guid>
		<description><![CDATA[Kıl dönmesi veya tıp dilinde pilonidal sinüs olarak bilinen hastalık son 150 yıldır bilimsel olarak incelenen ve her ne kadar önemsiz bir hastalık olarak görülse de hastaların günlük hayatını sürekli etkilemesi, yüksek tekrarlama riski ve toplumda yaygınlığı sonucunda ülke bazında tedavi masrafının yüksek olması nedeniyle önemini halen korumakta olan bir hastalıktır. Hastalık bölgesinde (çoğunlukla kuyruk [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://www.saglikbilgileri.net/wp-content/uploads/kil-donmesi.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-62636" title="kil-donmesi" src="http://www.saglikbilgileri.net/wp-content/uploads/kil-donmesi-150x150.jpg" alt="Kıl Dönmesi (Pilonidal Sinüs)" width="150" height="150" /></a>Kıl dönmesi</strong> veya tıp dilinde <strong>pilonidal sinüs</strong> olarak bilinen hastalık son 150 yıldır bilimsel olarak incelenen ve her ne kadar önemsiz bir hastalık olarak görülse de hastaların günlük hayatını sürekli etkilemesi, yüksek tekrarlama riski ve toplumda yaygınlığı sonucunda ülke bazında tedavi masrafının yüksek olması nedeniyle önemini halen korumakta olan bir hastalıktır.</p>
<p>Hastalık bölgesinde (çoğunlukla kuyruk sokumu) ağrı, şişlik, dolgunuk hissi ve akıntıya bağlı cilt enfeksiyonları, allerji, kaşıntı, yanma ve koku problemleri hastanın hem genel <a title="sağlık" href="http://www.saglikbilgileri.net">sağlık</a> durumunu etkiler ve hemde sosyal ve iş hayatında olumsuz durumlara sebep olur.</p>
<p>Bazı çevreler tarafindan <strong>pilonidal sinüs (kıl dönmesi) hastalığı</strong> doğuştan bir hastalık olarak tanımlansa da günümüzde hastalığın edinsel olduğu görüşü kabul görmektedir.</p>
<p>Her yaşta ve her iki cinste de görülebilmekle olan <strong>kıl dönmesi</strong> en çok 17-35 yaşları arasındaki erkeklerde görülmektedir. Hastanın genel tipi çogunlukla genç, esmer ve vücudunda tüylenme-kıllanmanın fazla olduğu bir erkek olarak tanımlanabilir. Bu hastaların çoğu hafif kiloludur ve giyim tarzlarından dolayı hastalık bölgesinde sürekli giysilerin sürtünmesi mevcuttur. Ayrıca araba, motorsiklet, bisiklet ve koltuklara sürekli oturmadan dolayı hastalıklı bölgede ezilme olması ve kötü hijyen şartları dikkat çekmektedir. Hastalık genellikle<strong> kuyruk sokumu bölgesini</strong> seçse de sakal bölgesi, koltuk altı, göbek ve kasıklarda da görülebilmektedir. Hastalar çogunlukla <strong>kuyruk sokumunda ağrı</strong> ve/veya akıntı yakınması ile hekime başvururlar.</p>
<p>Kıl dönmesinin oluşumunda vücudun kıllarının deriye batması ve cildin altında bir keseciğin ortaya çıkması rol oynar ve bu cilt kaynaklı yapının kendiliğinden yok olma şansı yoktur. <strong>Kıl dönmesinin tedavisi</strong> hemen her zaman cerrahidir. Hastanın yakınmaları ve derecesi ne olursa olsun acil operasyona gerek yoktur ancak kesenin cerahat ile dolması yani apseleşmesi durumu şiddetli ağrı, ateş ve genel enfeksiyon bulguları ile seyrettiğinden bu durumda acilen apsenin boşaltılması hastanın şikayetlerini geriletecektir, böylece daha sonra uygun bir zamanda kesin tedavi için operasyon planlanabilir.</p>
<p><a href="http://www.saglikbilgileri.net/wp-content/uploads/kil-donmesi-ameliyat-sonrasi.jpg"><img class="alignright size-thumbnail wp-image-62639" title="kil-donmesi-ameliyat-sonrasi" src="http://www.saglikbilgileri.net/wp-content/uploads/kil-donmesi-ameliyat-sonrasi-150x150.jpg" alt="Kıl Dönmesi (Pilonidal Sinüs)" width="150" height="150" /></a><strong>Kıl dönmesinin tedavisinde</strong> seçilecek cerrahi yöntem hem hastanın hayat tarzı ve düzeni, hem hastalığın derecesi ve tabii ki operasyonu gerçeklestirecek cerrahın kararı ile belirlenir. Uygulanacak ameliyat basit bir şekilde hastalıklı dokunun çıkarılması ve yaranın kendi kendine iyileşmesini sağlamaktan değisik deri yamalama tekniklerine kadar çok geniş bir yelpazeden seçilir. <strong>Kıl dönmesi ameliyatı</strong> bölgesel uyuşturma (lokal anestezi), belden aşağı uyuşturma (spinal anestezi) veya tam narkoz (genel anestezi) eşliğinde gerçekleştirilebilir.</p>
<p>Yaranın açık bırakıldığı teknikte ameliyat kısa sürelidir ve genellikle lokal anestezi ile gerçeklestirilebilir olması, ise dönüş zamanının kısa oluşu ve tekrarlama şansının düşük olması avantaj iken, günlük pansumanların gereksinimi, yaranın sudan korunma zorunluluğu ve iyileşme süresinin uzun olması (3hafta – 3ay) olumsuz taraflar olarak sayılabilir.</p>
<p>Operasyon sırasında çıkarılan sinüsün (kesenin) yerinin direkt olarak dikilmesi kolay ve kısa süreli bir operasyon olması , hastanın hızlı iyileşmesi (1-2 hafta) ve ekonomik olması nedeniyle bir çok resmi sağlık kuruluşu tarafindan benimsense de operasyon sonrası enfeksiyon ve yara ayrılmaları, ve tekrarlama şansının yüksek olması nedeniyle çok tercih edilen bir yöntem değildir.</p>
<p>Hastalıklı alanın çıkarılmasından sonra bir cilt yaması ile (fleb) operasyon yerinin kapatılması ağrısız ve konforlu bir yöntem olmakla birlikte tekrarlama şansının düşük olmasından dolayı en çok tavsiye edilen tekniklerden biridir. Bu yöntemin olumsuz tarafları ise operasyondan sonra uzun yatak istirahati süresi (1-2 hafta) ve maliyetinin diger yöntemlere göre daha fazla olmasıdır.</p>
<p>Yukarıda sayılan üç ana<strong> ameliyat tekniğin</strong> her biri kendi içinde bir çok değişik teknik ile uygulanabilir ve bu seçim hasta ve hastalığın derecesine göre cerrahin önerisi ile yapılır.</p>
<p>Operasyondan önce diğer bütün cerrahi operasyonlar için geçerli olan hazırlık kuralları geçerli olmakla birlikte özel bir hazırlık dönemine gerek yoktur. Çogu zaman operasyon günübirlik yatış-çıkış şeklinde (outpatient) gerçekleştirilebilir. Yani sabah ameliyata giren hasta çoğu zaman geceyi evinde geçirebilir. Ameliyat zamanına karar verilirken hastalıklı bölgenin iltihaplı olmaması tercih edilmelidir. Apseler boşaltılır ve<strong> irinli iltihabın</strong> varlığında ağızdan alınacak antibiyotikler, pansumanlar ve dezenfektanlı oturma banyolari ile iltihap giderilmeye çalışılır. Operasyondan önce kuyruk sokumu ve basenler geniş bir şekilde tıraş edilerek veya bazı kimyasal maddeler kullanarak kıllardan arındırılır. Genellikle kan hazırlamak veya barsak temizliği ve lavmanlar gibi işlemlere gerek yoktur.</p>
<p>Hastalığın oluşumunda rol oynadığı sanılan bazı faktörlerin operasyondan sonra ortadan kaldırılması da operasyon yönteminin seçimi gibi tekrarlamayı engelleme konusunda etkili olabilir. Örneğin operasyondan sonraki erken dönemde yaranın darbeler, basınç ve ezilmeler ve gerginlikten korunması hem erken dönemde operasyon yerinde sorun çıkmasını ve hem de geç dönemdeki tekrarlamaların riskini azaltmaktadır. Yine kişisel cilt hijyeninin yanısıra hem operasyon bölgesinin ve hemde bu alanın üstündeki cildin kıllardan arındırılması tekrarlama riskini azaltabilmektedir. Ameliyattan sonra lazer ile epilasyon, kilo verme, dar giysilerden kaçınma ve hastalık bölgesinin sürekli darbe ve ezilmelerden korunması gibi önlemler tekrarlamayı engellemek konusunda mantıklı görünse de yararları halen ispatlanmamıştır.</p>
<p>Alternatif tedavi yöntemleri olarak bölgenin kazınması, dondurulması, lazer ışınları veya elektrikli bıçaklar ile yakılması yanısıra sinüsün içine veya çevresine değisik kimyasal maddelerin uygulanması denenmiş olsa da hiçbiri bilimsel çevrelerce benimsenmemiştir.</p>
<p>Özetle cildin herhangi bir bölgesinde ama çogunlukla kuyruk sokumu bölgesinde delikler, sivilceler, kanlı veya irinli akıntılar ve ağrılı şişlikler pilonidal sinüs yani <strong>kıl dönmesi hastalığının belirtileri</strong> olabilirler bunlardan herhangi biri veya birilerinin varlığında mutlaka doktora başvurulmalıdır. <strong>Hastalığın tedavisi</strong> hiç bir zaman acil olmamakla birlikte ilerleyici özelliğinden dolayı bir an önce tedavisi için karar verilmelidir. Tedavi hemen her zaman cerrahidir ve varolan bir çok yöntemin seçimi hasta ve hastalığın durumuna göre ve hastanın hayat koşullarına göre değişmektedir. Sık görülen tekrarlamalar için seçilecek tedavi yine cerrahi olmakla birlikte bir çok cerrah tekrarlamalarda bir önceki operasyonda uygulanan prosedürden farklı bir yöntem kullanmaktan yanadır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilgileri.net/kil-donmesi-pilonidal-sinus.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mide Mikropu Nedir, Bulaşması, Tedavisi</title>
		<link>http://www.saglikbilgileri.net/mide-mikropu-nedir-bulasmasi-tedavisi.html</link>
		<comments>http://www.saglikbilgileri.net/mide-mikropu-nedir-bulasmasi-tedavisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Feb 2012 20:16:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık Bilgileri]]></category>
		<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[mide mikrobu]]></category>
		<category><![CDATA[mide mikrobu belirtileri]]></category>
		<category><![CDATA[mide mikrobu nedir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilgileri.net/?p=62260</guid>
		<description><![CDATA[Mide Mikrobu (Helikobakter Pilori). insanların yaklaşık yüzde % 50&#8242;sinden fazlasının midesinde bulunur. Mide yüzeyindeki bu davetsiz misafir, mukuslu tabakaya yapışarak asidinden kaçan bakteri olma özelliğindedir. Mikrobun bulaşma şekli; ağızdan-ağıza, gaitadan-ağza olmaktadır. Öpüşme ve cinsellikle bulaşmaz. Aile içi bulaşmaya karşı, kişisel hijyen tedbirlerine uyulmasının gerekliliği bilinmektedir. Mide mikrobu; gastrit, mide ülseri, onikiparmak bağırsağı ülserine yol açar. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.saglikbilgileri.net/wp-content/uploads/mide-mikrobu-nedir.jpg"><img src="http://www.saglikbilgileri.net/wp-content/uploads/mide-mikrobu-nedir-150x150.jpg" alt="Mide Mikropu Nedir, Bulaşması, Tedavisi" title="mide-mikrobu-nedir" width="150" height="150" class="alignleft size-thumbnail wp-image-62623" /></a><strong>Mide Mikrobu</strong> (Helikobakter Pilori). insanların yaklaşık yüzde % 50&#8242;sinden fazlasının midesinde bulunur. Mide yüzeyindeki bu davetsiz misafir, mukuslu tabakaya yapışarak asidinden kaçan bakteri olma özelliğindedir.</p>
<p><strong>Mikrobun bulaşma şekli</strong>; ağızdan-ağıza, gaitadan-ağza olmaktadır. Öpüşme ve cinsellikle bulaşmaz. Aile içi bulaşmaya karşı, kişisel hijyen tedbirlerine uyulmasının gerekliliği bilinmektedir.</p>
<p><strong>Mide mikrobu</strong>; gastrit, mide ülseri, onikiparmak bağırsağı ülserine yol açar. Bunun yam sıra dispepsi (kötü sindirim) olası nedenlerindendir. Bu davetsiz misafir, mide lenfoması ve mide kanseri görülme riskini artırır.</p>
<p>Aynca ürtiker gibi mide bağırsak dışı hastalıklarla ilişkili olabileceğine dair kanıtlar olmakla beraber, kesin ispatlanmış değildir. Son araştırmalar bu mikrobun sadece midede değil, ağız içindeki mukozada da yerleşebileceğini göstermiştir. Ağız boşluğuna yerleştiğinde ağız kokusuna neden olabilir.</p>
<p>Kandan alınan örnekten bu mikroba karşı oluşan bağışıklık tespit edilerek, üre nefes testi denilen üfleme testi ve gaita testi ile saptanabilir.</p>
<p>Ayrıca mikrobu doğrudan tespit eden testler de vardır. Bunlar endoskopi esnasında alınan parçanın ya hızlı üreaz testi denilen bir testle, ya da patolojiye gönderilerek mikroskop altında doğrudan mikrobun gösterilmesi esasına dayanır.</p>
<p>Uzm. Dr. Atilla BEKTAŞ</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilgileri.net/mide-mikropu-nedir-bulasmasi-tedavisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Safra Kesesi ve Hastalıkları</title>
		<link>http://www.saglikbilgileri.net/safra-kesesi-ve-hastaliklari.html</link>
		<comments>http://www.saglikbilgileri.net/safra-kesesi-ve-hastaliklari.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 29 Jan 2012 11:24:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık Bilgileri]]></category>
		<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[kolesistit]]></category>
		<category><![CDATA[kronik kolesistit]]></category>
		<category><![CDATA[safra kesesi iltihabı]]></category>
		<category><![CDATA[safra kesesi nedir]]></category>
		<category><![CDATA[safra kesesinin görevi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilgileri.net/?p=62378</guid>
		<description><![CDATA[Karaciğerin alt yüzünde armut biçiminde, 8-10 cm. boyunda, 3-4 cm. eninde adaleden yapılmış kese şeklindeki organa safra kesesi denir. Safra kesesinin hacmi 50-70 cm. kadardır ve iç yüzü salgılayıcı bir mukoza ile örtülüdür. Dış yüzünü ise periton kaplamıştır. Safra kesesinin görevi safrayı depolayıp yoğunlaştırmak ve gerektiğinde salgılamaktır. Safra, karaciğerde yapılan ve safra kesesinde depo edilen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.saglikbilgileri.net/wp-content/uploads/safra-kesesi.jpg"><img src="http://www.saglikbilgileri.net/wp-content/uploads/safra-kesesi-150x150.jpg" alt="Safra Kesesi ve Hastalıkları" title="safra-kesesi" width="150" height="150" class="alignleft size-thumbnail wp-image-62377" /></a>Karaciğerin alt yüzünde armut biçiminde, 8-10 cm. boyunda, 3-4 cm. eninde adaleden yapılmış kese şeklindeki organa <strong>safra kesesi</strong> denir. Safra kesesinin hacmi 50-70 cm. kadardır ve iç yüzü salgılayıcı bir mukoza ile örtülüdür.</p>
<p>Dış yüzünü ise periton kaplamıştır. <strong>Safra kesesinin görevi</strong> safrayı depolayıp yoğunlaştırmak ve gerektiğinde salgılamaktır.</p>
<p>Safra, karaciğerde yapılan ve safra kesesinde depo edilen sarı-yeşil renkte bir sıvıdır. Karaciğerde günde 700-1200 cm3 kadar yapılır. Barsaklarda özellikle yağların sindirilmesinde rol alan bir sindirim salgısı olarak kabül edilir.</p>
<p>Safra, karaciğerde ufak kanallarda toplanır. Bu kanallarda birleşerek karaciğer kanalını yaparlar. Karaciğer birleşik kanalı, safra kesesinden gelen 3 cm. uzunluğundaki kese kanalı (ductus cysticus) ile birleşerek koledok kanalı adını alır.</p>
<p>Safra, kese adalesinin ve sfinkterinin çalışması ile dolar ve safranın barsağa atılması gereken anda ise boşalır. Kesenin boşalması için uyarı bir yemekten yarım saat sonra gelir ve barsaktaki kolessistokinin adı verilen bir enzimin yardımıyla olur. <strong>Yumurta sarısı, et ve yağlar</strong> safra kesesini kuvvetle kasılmaya sevkeden yiyeceklerdir.</p>
<p>Safra yollarının ve <strong>safra kesesinin iltihabi</strong> hastalığına <strong>kolesistit</strong> denir. Kaburgaların altında duyulan <strong>ağrı</strong> sağ kürek kemiğine ve omuza yayılır. <strong>Kronik kolesistit</strong> özellikle 40 yaşın üzerinde şişman kadınlarda görülen bir hastalıktır. Hazımsızlık şikayetleri ile beraber nöbet şeklinde ağrılar vardır. Safra kesesinin çalışma durumunu ve taşın mevcut olup olmadığını anlamak için radyoopak madde ile safra kesesinin filmi çekilmeli yani kolanjiyogram yapılmalıdır.</p>
<p>Bu amaçla hastaya ağızdan verilen veya damardan zerkedilen bazı ilaçlardan sonra röntgen filmi çekilir. <strong>Taşlı kolesistitlerde</strong> tedavi ameliyatla yani safra kesesinin alınması ( Kolesistektomi ) suretiyle yapılır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilgileri.net/safra-kesesi-ve-hastaliklari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Psikoloji ve Psikiyatri Arasındaki Fark</title>
		<link>http://www.saglikbilgileri.net/psikoloji-ve-psikiyatri-arasindaki-fark.html</link>
		<comments>http://www.saglikbilgileri.net/psikoloji-ve-psikiyatri-arasindaki-fark.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Jan 2012 19:48:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık Bilgileri]]></category>
		<category><![CDATA[Ruh Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[akıl hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[psikiyatri]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilgileri.net/?p=62338</guid>
		<description><![CDATA[Psikoloji insan bilimleri arasında yer alan, insanın ruhsal hayatını ve davranışlarını incelediği için ruhbilimi diye isimlendirilen bir bilim dalıdır. İlk çağlarda ya da ilkel insanların yaşadığı çevrelerde ruh insanın içinde görüşmeyen bir varlık olarak değerlendirilmiştir. Çağdaş felsefenin kurucusu Descartes hayvan ya da insan bedenini karmaşık bir makineye benzeterek işleyişini maddi ve mekanik ilkelere bağlamaya çalışmştır. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.saglikbilgileri.net/wp-content/uploads/psikiyatri.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-62346" title="psikiyatri" src="http://www.saglikbilgileri.net/wp-content/uploads/psikiyatri-150x150.jpg" alt="Psikoloji ve Psikiyatri Arasındaki Fark" width="150" height="150" /></a><strong>Psikoloji</strong> insan bilimleri arasında yer alan, insanın<strong> ruhsal hayatını ve davranışlarını</strong> incelediği için ruhbilimi diye isimlendirilen bir bilim dalıdır. İlk çağlarda ya da ilkel insanların yaşadığı çevrelerde ruh insanın içinde görüşmeyen bir varlık olarak değerlendirilmiştir. Çağdaş felsefenin kurucusu Descartes hayvan ya da insan bedenini karmaşık bir makineye benzeterek işleyişini maddi ve mekanik ilkelere bağlamaya çalışmştır. Daha sonraları ruh, düşünce sonu erişilmiş bir kavram niteliği kazanmıştır. Günümüze kadar gelişen çeşitli görüş ve psikolojik akımlar ruhbilimini, fizikötesi (metafizik) ve ruhötesi (metapsişik) bilgilerden ve yorumlardan ayrı olarak tanımlamakta ve onu bir davranış bilimi şeklinde göstermektedirler.</p>
<p><strong>Psikiyatri</strong> terimi ise <strong>ruh veya akıl hastalıkları</strong> anlamında kullanılmaktadır. Psikiyatrik hastalıkları sınıflandırmak, herkes tarafından kabül edilecek bir ayırım yapmak güçtür.</p>
<p><strong>Akıl hastalıklarını</strong> altı büyük gruba ayıran basit bir sınıflandırmaya göre bunları etkilenme bozuklukları, nörotik bozukluklar, şizofrenik bozukluklar, sosyopatik bozukluklar, organik bozukluklar ve zeka gerilikleri şeklinde sıralamak mümkündür. Sıraladığımız bu hastalıkların her birinde karakteristik belirtiler olarak sırasıyla ruhsal durumun değişmesi, hiddetin artması, düşüncenin bozulması, sosyal değişiklikler, hafıza bozuklukları veya zeka noksanlığı mevcuttur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilgileri.net/psikoloji-ve-psikiyatri-arasindaki-fark.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kireçlenme Nedir, Tedavisi Nasıldır?</title>
		<link>http://www.saglikbilgileri.net/kireclenme-nedir-tedavisi-nasildir.html</link>
		<comments>http://www.saglikbilgileri.net/kireclenme-nedir-tedavisi-nasildir.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 25 Jan 2012 12:25:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık Bilgileri]]></category>
		<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[eklem kireçlenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[kemik erimesi]]></category>
		<category><![CDATA[kireçlenme]]></category>
		<category><![CDATA[kireçlenme tedavisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilgileri.net/?p=62274</guid>
		<description><![CDATA[Kireçlenme, eklemlerdeki kıkırdak dokunun yoğunluğunun azalması ve hasar nedeniyle kıkırdak dokunun tamamen kaybıyla görünen bir sağlık sorunudur. Kireçlenme nedir, kireçlenmede genetik faktörler etkili midir ve kireçlenme önlenebilir mi? Normal şartlarda bir eklem uzun yıllar yapısı bozulmadan çalışabilir. Kireçlenme, eklemlerdeki kıkırdak dokunun yoğunluğunun azalması ve hasar nedeniyle kıkırdak dokunun tamamen kaybıyla görünen bir olaydır. Genetik faktörler [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.saglikbilgileri.net/wp-content/uploads/eklem-kireclenmesi.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-62280" title="eklem kireçlenmesi" src="http://www.saglikbilgileri.net/wp-content/uploads/eklem-kireclenmesi-150x150.jpg" alt="Kireçlenme Nedir, Tedavisi Nasıldır?" width="150" height="150" /></a><strong>Kireçlenme</strong>, eklemlerdeki kıkırdak dokunun yoğunluğunun azalması ve hasar nedeniyle kıkırdak dokunun tamamen kaybıyla görünen bir <a href="http://www.saglikbilgileri.net/" title="sağlık">sağlık</a> sorunudur.</p>
<p><em>Kireçlenme nedir, kireçlenmede genetik faktörler etkili midir ve kireçlenme önlenebilir mi?</em></p>
<p>Normal şartlarda bir eklem uzun yıllar yapısı bozulmadan çalışabilir. Kireçlenme, eklemlerdeki kıkırdak dokunun yoğunluğunun azalması ve hasar nedeniyle kıkırdak dokunun tamamen kaybıyla görünen bir olaydır. Genetik faktörler kireçlenme üzerinde rol oynar ancak ileri yaş, kilo, ağır iş, menüsküs yırtıkları, eklemlerde tekrarlayan zorlanmalar ve travmalar gibi etkenler kireçlenmeyi hızlandırıp ortaya çıkmasına neden olabilir, önlem almak açısından bunlara dikkat etmek gerekir.</p>
<p><em>Yaşın önemli bir faktör olduğu düşünülürse, kemik erimesi ile kireçlenme arasında bir ilişki var mıdır?</em></p>
<p><strong>Kemik erimesi</strong>, kireçlenmeden bağımsız olarak kalsiyum yoğunluğunun kemiklerde azalmasıyla görülür. Kemikler canlı ve kendini yenileyen bir sistemdir, yaşla birlikte kalsiyum yoğunluğunda azalma görülür, kireçlenme ise kıkırdak dokunun yoğunluğunun azalmasıdır. Dolayısıyla aralarında bir ilişki yoktur.</p>
<p><em>Kireçlenme ile eklemlerde sıvı azalması görülür mü?</em></p>
<p>Hayır. Kıkırdak dokunun azalması ya da yok olması dolayısıyla altındaki kemik doku birbirine yakın temas eder hale gelir. Dizde sıvı azalmasının aksine salgı yapan dokuların artışıyla birlikte sıvı artışı, dolayısıyla dizde şişlikte sıklıkla görülebilir</p>
<p><em>Kireçlenme ilaç ile tedavi edilebilir mi? Tedavi yolları nelerdir?</em></p>
<p>İlaç ile tedavi edilemez, ancak ilaçlar hastalığın hızlı ilerlemesini yavaşlatabilir ve ortaya çıkan ağrının azaltılmasına yardımcı olabilir.</p>
<p>Ayrıca glukozamin kontraitin sülfat içeren ağız yoluyla alınan bazı ilaçlardaki maddeler kıkırdak dokunun ara maddesidir. Bu ara dokunun tamiri ve yenilenmesi mümkün değildir. Bu nedenle bu ilaçların iyileşmede etkisi yoktur. Kireçlenmeyi geri çevirmek adına faydası olduğu söylenemez</p>
<p>Bu konuda radikal tedavi yöntemi eklemde oluşan deformitelerin cerrahi olarak düzeltilmesi ve protez uygulamalandır. <strong>Kireçlenme tedavisinde</strong> kullanılan protezler genellikle metal alaşımları olup paslanma, yıpranma veya vücuda alerjik reaksiyon yapma gibi özellikleri yoktur. Tecrübeli cerrahlar tarafından yapılan protez ameliyatları ve protezlerin kullanıma bağlı olmak kaydıyla 10 ile 20 yıl ömürleri vardır.Protez cerrahisinde karşılaşılan sorunlar artık minimal düzeye indirilmiştir. Artık hastalar 2 gün içinde yürüyebilmekte ve 3 gün içinde hastaneden taburcu edilmektedir.Dolayısıyla hastalar sosyal hayatlarına çok kısa sürede dönebilmektedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilgileri.net/kireclenme-nedir-tedavisi-nasildir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hayat Belinizi Bükmesin!</title>
		<link>http://www.saglikbilgileri.net/hayat-belinizi-bukmesin.html</link>
		<comments>http://www.saglikbilgileri.net/hayat-belinizi-bukmesin.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Jan 2012 20:58:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık Bilgileri]]></category>
		<category><![CDATA[bel ağrısı sebepleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilgileri.net/?p=62253</guid>
		<description><![CDATA[Birçok insan gibi sizde de, hayatınız boyunca en az bir kez bel ağrısı gelişebilir. Çoğu zaman bel ağrısının esas sebebi saptanamaz. Bel ağrısının en yaygın sebebi kas-iskelet sistemi kaynaklı ve çoğu mekanik bel ağrısıdır. Öne eğilme, dönme, yerden bir şeyi kaldırma, uzun süre ayakta durma, yürüme gibi günlük aktivitelerle ağrının şiddeti artabilir. Günlük zorlayıcı aktivitelerin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.saglikbilgileri.net/wp-content/uploads/bel-agrisi1.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-61558" title="bel-agrisi" src="http://www.saglikbilgileri.net/wp-content/uploads/bel-agrisi1-150x150.jpg" alt="Hayat Belinizi Bükmesin!" width="150" height="150" /></a>Birçok insan gibi sizde de, hayatınız boyunca en az bir kez <strong>bel ağrısı</strong> gelişebilir. Çoğu zaman bel ağrısının esas sebebi saptanamaz. Bel ağrısının en yaygın sebebi kas-iskelet sistemi kaynaklı ve çoğu mekanik bel ağrısıdır. Öne eğilme, dönme, yerden bir şeyi kaldırma, uzun süre ayakta durma, yürüme gibi günlük aktivitelerle ağrının şiddeti artabilir. Günlük zorlayıcı aktivitelerin de etkisiyle birçok insanda mekanik bel ağrısı oluşmaktadr. Kas-iskelet sistem kaynaklı bozukluklarda ağnmn kaynağı omurgayı destekleyen kas, tendon ve ligamanlardır. Bu rahatsızlık toplumda yaygın olarak &#8220;belde zorlanma / incinme&#8221; diye bilinir. Aynca dejeneratif disk hastalığı bel fıtığı, disk kayması, omurlarda kayma, omurga kanatanda daralma/ dar kanaldır.</p>
<p>Omurganın kireçlenmesi de sık görülen <strong>bel ağnsı sebeplerindendir</strong>. Bel ağrısına ayma travma, tümör/kanser, infeksiyon, doğumsal bozukluklar, kalıtsal hastalıklar, kas ve sinir kaynaklı ve psikojenik rahatsızlıklar da neden olabilir. Aynca başka bölgedeki bir problem bel ağrısı şeklinde kendini gösterebilir.</p>
<p>Genellikle bel ağrılannın % 60&#8242;ı 1 haftada, % 90&#8242;ı 6 haftada ve % 95&#8242;i 12 haftada sona erer. % 98&#8242;den fazlası ise 1 yıl içinde tamamen geçer. Bel ağrısı olan hastaların çoğunun cerrahi girişime ihtiyacı yoktur.</p>
<p>Ağnlı bölgeye günde 2-3 kez <strong>sıcak veya soğuk uygulama</strong> yapabilirsiniz. Oturmak zorundaysanız 30 dk. aşmayacak şekilde oturmaya, hekim tarafından önerilmiş bel korseniz varsa ayağa kalkınca 3-4 gün korsenizi kullanmaya ve hiçbir şekilde ağırlık kaldırmamaya özen gösteriniz. Yatağınız omurgayı zorlayacak kadar sert, içe çökecek kadar yumuşak olmamalıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilgileri.net/hayat-belinizi-bukmesin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

