Uzm. Pedagog Belgin Temur
Uzm. Pedagog Belgin Temur
11 Nisan 2018 Çarşamba
b.temur@maviailedanismamerkezi.com
İlk 1 Yıl

Yaşamın Altın Dönemi: İlk 1 Yıl

Bebeğin doğumuyla birlikte belki de yaşam boyu değişimin en önemli aşaması başlar ve ilk bir yıl boyunca bu hızlı değişim devam eder.
Yaşamın ilk bir yılı hem bebek açısından hem de anne baba açısından son derece önemlidir. Anne baba bebeği tanırken ve ona uyum sağlamaya çalışırken; bebek de fiziksel, duygusal, zihinsel olarak yaşamının en hızlı gelişim dönemini yaşamaktadır. 1 yaşına giren bebekte büyük bir farklılık vardır. Yürüme ve diğer tüm gelişimsel becerilerle birlikte anne baba için oldukça zorlayıcı bir döneme girilmiştir. Bebeğin doğduğu ilk günden itibaren bebeğin gelişimine anne babanın bilinçli bir şekilde eşlik edebilmesi sayesinde sonraki dönemlerde ortaya çıkabilecek her türlü problemde kolayca çözüme ulaşmak mümkün olabilmektedir. Çocuk büyürken çeşitli gelişim aşamaları sırasında anne baba için çeşitli zorluklar oluşur. Bu dönemler çoğu zaman kriz dönemleri olarak algılanır. Çocukta çok büyük bir değişim olduğu ve bu değişime uygun tutumlar içinde olunması gerektiği düşünülür. Oysa çocuklar hiçbir döneme birden bire geçmezler. Gelişim dönemleri sırasında o dönemin gereği olan önlemler alınırsa yeni bir döneme geçerken büyük bir kriz de yaşanmayacaktır. Bu nedenle de özellikle ilk yılda bebeğin gelişimini yakından takip etmek ve geçişlerde belli hususlara dikkat etmek bebeğin sorunsuz bir şekilde ilk çocukluk dönemine geçişini sağlayacaktır. Bu ilk alışkanlıklar ergenlik dönemi de dahil olmak üzere sonraki yıllara hazırlık niteliğindedir.

İlk Yıl: En Hızlı Gelişim Dönemi
Bebeğin doğumundan sonraki ilk bir yıl yaşamın her açıdan en hızlı gelişim dönemidir. Bu dönemde bebeğin temel fizyolojik ihtiyaçlarının nasıl karşılandığı ve ona verilen bakımın niteliği büyük önem taşır. En temel ihtiyaçlar olan yemek, uyku, temizlik gibi ihtiyaçların düzenli bir şekilde, şefkatle ve sabırla karşılanması bebeğin sağlıklı gelişimi için vazgeçilmezdir. Bebek acıktığında, kendi istediği kadar beslenmesi, uykuya hazır hale gelmesi için gerekli düzenlemelerin yapılması (her gün yıkanması, rahat ve uygun bir yatakta yatırılması, uykuya uygun giysiler giydirilmesi, aynı saatlerde uyutulması vb) yemek ve uyku ile ilgili sorunları önlemek ve çocuğun genel huzurunu sağlamak açısından gereklidir. Ayrıca bebek bu dönemde bilişsel gelişimi için çok fazla uyarıya ihtiyaç duyar. Duyularını kullanabileceği oyun malzemeleri, bebekle yüz yüze iletişim kurmak, karşılıklı oyunlar oynamak, birçok şeyi dokunarak ve ağzına alarak keşfetmesine fırsat vermek bilişsel gelişimi desteklemek açısından çok önemlidir. Anne ile yakın ilişki içinde olması, temel fizyolojik ihtiyaçlarının mümkün olduğunca anne tarafından karşılanması, mümkünse uykuya dalarken ve uykudan uyandığında anneyi görmesi, ağladığında, huzursuzluğu olduğunda daha çok anne tarafından avutulması bu dönemdeki anneye bağımlılık ihtiyacının karşılanması açısından önemlidir. Bu aynı zamanda bu dönem için çok önemli olan duygusal gelişimin de asıl gıdasıdır. Bebeğin anne ile kurduğu duygusal iletişimin içeriği çocuğun güven gelişimi için çok belirleyicidir. Bu karşılıklı bağlılık bebeğin de kendini güvende hissetmesine neden olur. Ama bu bağlılığın zaman zaman uzaklaşmayı da içermesi önemlidir. Çünkü bebek bu dönemde annenin zaman zaman yanından gideceğini ama geri geldiğini ve buna güvenmeyi de öğrenir. Bebeğin çıkardığı sesler, hecelemeler konuşmaya hazırlık için önemli aşamalardır. Bebekle bolca iletişim ve konuşma halinde olunması, çıkardığı seslerin taklitle teşvik edilmesi konuşma gelişiminde belirleyicidir. Aynı şekilde motor (hareketle ilgili) gelişim ilk bir yılda çok hızlıdır. Basit reflekslerle başlayan gelişim, bir yılın sonunda yürümek gibi oldukça önemli bir aşamaya ulaşır. Bebek bu dönem içinde motor becerileri aracılığıyla birçok zihinsel deney yapar. Bu nedenle de hareketle ilgili gelişim bebeğin genel gelişimi hakkında da çok fikir verir.

İlk yılda çocuğun gelişiminde anne babanın rolü
İlk bir yılda anne babanın rolü belki de yaşamdaki tüm diğer dönemlerden daha yaşamsaldır. Öncelikle bu dönemde bebek dış dünyanın nasıl bir yer olduğunu hisseder. Sevgi ve mutluluk dolu, sıcak ve ona kulak veren bir dünya ile mi karşı karşıya, yoksa huzursuz, mutsuz, rahatsızlık veren, öfkeli bir dünyaya mı doğdu. Bu nedenle de anne babanın bu döneme iyi hazırlanması, bebeğin bütün ihtiyaçlarının karşılanabileceği bir düzen oluşturulması, aile içi huzurun ve karşılıklı desteğin oluşturulması için çaba gösterilmesi bu dönemde çok önemlidir. Çünkü anne-babanın ilk ve en önemli görevi dünyanın güvenilir bir yer olduğunu bebeğe hissettirmektir. Bebeğin koşulsuzca sevildiğini hissetmesi, ağladığında bir ihtiyacı olduğunda bunun fark edilip şefkatle karşılanması, temiz, rahat, huzurlu bir ortamda olduğunu bilmesi ve bunun rahatlığını hissetmesi tüm diğer gelişim alanları için temel oluşturur. Bu dönem temel alışkanlıkların kazanılması için de önemli olduğu için mümkün olduğunca bebeğin ritmine uyum sağlamak gereklidir. Başlangıçta daha sık beslenme ihtiyacında olan ve daha sık uyanan bebek bir süre sonra daha çok uyur ve daha bol miktarda ama daha seyrek olarak yer. Bütün bunların doğal bir dengesi vardır. Bu dengeye izin vermek ve gereksiz kaygılarla zorlayıcı olmamak burada esastır. Mümkün olduğunca erkenden bebeğin odasının ayrılması, ona iyi ve sağlıklı bir uyku alışkanlığı kazandırmak için önemlidir.

Memenin yanı sıra 6. aydan itibaren değişik gıdalarla tanıştırılması, katı beslenmeye ve biraz çiğnemeye alıştırılması gerekmektedir. Bebeğin gelişiminin izin verdiği her türlü yeniliği denemesi gerekmektedir. Gerek ilk bebeklik döneminde gerekse 1 yaş civarındaki aşırı koruyucu yaklaşım tüm çocukluk döneminde uyku, yemek ve davranış sorunlarına neden olabilmektedir. Örneğin boğulur düşüncesi ile pütürlü gıda yedirmemek ve karıştırıcıdan geçirerek kullanmak uzun yıllar sürecek bir yemek yeme sorununa neden olabilmektedir. Ya da anne babanın yatağında yatmaya alışan bir bebek uzun yıllar bu alışkanlığından vazgeçemeyecektir. Bu nedenle de yaşına uygun olmayan korku ve kaygı sorunları yaşayabilir. Bebeğin çevredeki uyarıcılarla temasını engellememek, her şeyi keşfetmesine fırsat vermek gerekmektedir. Zarar görür, düşer, mikrop kapar vb endişelerle bebeği fazla korumak bir çok şeyi deneyememesine ve öğrenememesine neden olacaktır. Çocukluk dönemi boyunca en etkili öğrenme biçimi “yaşayarak öğrenme” dir. Bebeğin bundan mahrum kalmaması, elbette belli ölçülerde korunmakla birlikte aşırıya kaçmadan yaşına uygun keşiflerde bulunmasına fırsat verilmesi gerekmektedir. Annenin huzurunun da huzursuzluğunun da bu dönemde bebeğe geçtiği; birçok sorunun oluşumunda ve çözümünde annenin huzurunun belirleyici olduğu unutulmamalıdır.

Çocuğun duygularının gelişiminde de anne baba tutumunun önemi büyüktür. Bebeğin bazı doğal heyecanları anne-baba tutumuyla kalıcı olumsuz duygulara dönüşebilir. Bebeklik korkuları ve öfke bu dönemde ortaya çıkan duygulardır. Bebeklik döneminde yüksek ses ve fiziksel desteğin eksikliği en önemli korku nedenleridir. Ayrıca yabancı kişiler, ani yer değiştirmeler, acı ve yabancı objeler korku yaratabilir. Bebek korku hissettiğinde onu güvenli bir şekilde avutmak, kucağa almak ve rahatlatmak korkunun ortadan kalkmasını sağlar. Öfke ise yine çok sık rastlanan bir heyecan türüdür. Bebek engellendiğinde veya bir ihtiyacı karşılanmadığında öfkelenir ve bir süre sonra bu şekilde dikkat çekmeyi öğrenir. Bebeğin öfkeli tutumu karşısında da yine anne-babanın sakin davranması, ihtiyacına odaklanması ve yine rahatlatmaya çalışması önemlidir. Çocukluk yıllarında olumsuz duygularla baş etme konusunda ortaya çıkabilecek sorunların önlenmesinde bu ilk bebeklik dönemi oldukça önem taşır. Çünkü olumsuz duygular karşısında anne-babanın da aynı duyguları yaşadığını öfkelendiğini gören bebek sakinleşmeyi öğrenmede zorlanacaktır. Yine anne-baba çocuk iletişimindeki en önemli sorunlardan biri karşılıklı duyguların anlaşılmasında ve ifade edilmesindeki zorluktur. Bu nedenle duyguların nasıl karşılandığı, nasıl kabul edildiği bebek için oldukça önemlidir.

Bir yaşa yaklaşırken özellikle bebeğe olumsuz duygularla baş etme becerisini kazandırmak sonraki duygusal gelişim aşamalarında da çok yardımcı olacaktır. Çünkü gerek çocukluk çağında gerekse yetişkinlik döneminde ruhsal sağlık problemlerinin en önemli nedeni olumsuz duygularla baş etmeyi öğrenememiş olmaktır. Bu nedenle anne babaların çocukların olumsuz duygular yaşamasından korkmamaları, bu duyguları daha olumlu duygulara çevirmenin yollarını öğretmeleri ve bu konuda model olmaları gerekir. Üzüntü, kaygı, korku, kızgınlık vb olumsuz duygularla baş etmeyi öğrenen çocuklar yaşamda çok daha güçlü bireyler olmaktadırlar.

Bu dönemin özel bir dönem olduğu ve belki de bebeğin ve anne babanın tüm yaşamını etkileyecek özellikle olduğu gerçeği unutulmamalı ve bu dönemin hazırlığı hamilelik döneminde yapılmalıdır. İlk yılın gelişim özellikleri hakkında anne babanın bilgi sahibi olması, olası sorunlar konusunda bilgilenmeleri son derece önemlidir.

Belgin Temur
Uzm. Pedagog
b.temur@maviailedanismamerkezi.com

  Sosyal   Medyada   Paylaşın
  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak