Diyetisyen Füsun BİLGİN ÇAKMAK
Diyetisyen Füsun BİLGİN ÇAKMAK
11 Haziran 2018 Pazartesi
fbcakmak@hotmail.com
Oruç Sonrası Beslenme

Ramazan ayı boyunca yemek saatlerindeki değişimler, tatmin edilemeyen su ihtiyacı, sahur ve iftar arası sürenin uzunluğu, iftar ve sahur arası sürenin kısalığı, iftar sofraları, iftar sonrası geleneksel tatlılarımızın tüketimindeki artış veeeee …

ŞAŞIRAN BİR METABOLİZMA..
Öncelikle; ramazanın 15. Gününden itibaren bu değişimlerin bir/birkaçına bağlı olarak metabolizma ne yazık ki yavaşlıyor: Bu arada toplumda bilinen bir yanlış bilgiyi düzeltmekte fayda var. Bilinenin aksine, metabolizma hızının, lavaboya çıkma ile yani bağırsakların çok çalışması ile ilgisi çok da yok.

Metabolizma hızının;
Yaş
Kas kütlesi
Hareket
Bki sayısı (vücudun metrekaresine düşen kilo miktarı)
Vücudun yağ kütlesi
Yeterli tüketilen su
Doğru beslenme
Sağlıklı bir endokrin sistem ile ilgisi var :)

Biz yine gelelim konumuza..
Yavaşlayan bir metabolizma, arkasından bayram ziyaretleri ile gelen ikramlar ve bir de bunun Ramazan Bayramı (diğer bilinen adı şeker bayramı ) olduğu düşünülürse eyvah ki eyvah.

Burada birkaç çözüm önerisinden bahsedeceğim.
1. İlk gün kahvaltısını mümkün olduğumca hafif ve tatlı içermeyen bir bileşimle gerçekleştirin. Kahvaltıda mutlaka marul bulunmasında fayda var. Kızartma ve hamur işinden uzak durun.

2. Kahvaltı sonrasında 1 fincan hibiscus (nar çiçeği kurusu) içmeniz sindirimi kolaylaştıracaktır. Hibiscus adedinin kilonuzun %10 unu geçmemesinde fayda var. Örneğin 70 kilo iseniz 7 yaprak kullanabilirsiniz.

3. Bir ay boyunca öğle öğünü tüketmediniz. Bu yüzden metabolizmayı yavaş yavaş tekrar eski sisteme alıştırmak için ilk birkaç gün öğle öğününü atıştırmalık olarak geçirin. Örneğin; yoğurt – meyve veya süt meyve gibi. Çok yeterli gelmez ise yanına 5-10 çiğ badem ekleyebilirsiniz.

4. Su önemli: Yemeklerden 20 dakika önce veya 20 dakika sonrasında su tüketilmeli. Suyu yudum yudum ve sık tüketin.

5. En tehlikelisine geldik. Bayram Ziyaretleri…

Millet olarak genlerimize kodlanmış sanki , “sevgimizi ya da karşımızdakine verdiğimiz değeri, onu besleyerek göstermek”

Bayram sofraları, bayram ziyaretlerinde yapılan ikramlar ve en fenası da o ikramların bol karbonhidratlı, glisemik indeksi yüksek besinlerden seçilmiş olması.
Özellikle kalp-damar hastalarının, şeker hastalarının, tansiyonu olanların çok dikkat etmesi gereken bir durumla karşı karşıyayız.
“hani yemesen ev sahibi üzülecek, yesen sana zarar” gel çık işin içinden :)
Eğer yemeğe başlayıp sonunu getirenlerden ve sonrasında pişman olanlardansanız tek çözüm bu ziyaretleri mümkün olduğunca tok karnına yapmanız olacak. Bu durumda az bir parça tüketerek, sağlığınızı bu iyi niyetli komplodan korumuş olabilirsiniz.

Eğer ev sahibi pozisyonunda iseniz ezber bozmayı deneyebilir, ağır ve ağdalı tatlılar yerine sütlü ve meyveli tatlılar içeren küçük kuplar hazırlayabilirsiniz.

Herkese İyi Bayramlar ..
Dyt. Füsun BİLGİN ÇAKMAK

  Sosyal   Medyada   Paylaşın
  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak