Access Bars Eğitmeni Zerrin Çakırsoy
Access Bars Eğitmeni Zerrin Çakırsoy
07 Mart 2017 Salı
zerrin_cakirsoy@hotmail.com
Yolculuk Başlasın

Bir önce ki yazımda o küçücük beynimin içindeki deli sorulardan ve puzzle parçalarından bahsetmiştim. Kendimi bulma yolculuğumdu bu. Biter mi hiç? Bitmez… Başlangıç olduğunu söylemiştim.

Kendimi ararken “aradığım nedir”? sorusunu sormadan edemedim. İçimde var olan sonsuz potansiyelimin nesini arayacaktım ki? Ancak ortaya çıkarılması gereken bir şeydi bu. Peki nasıl olmuştu da ben bunları unutmuş, görmezden gelmiş, en derin yerlere gömmüştüm ?

Etrafta gezinen başka biriydi fakat bu kimliği tüm hücrelerine uydurmuş biri. Kimliğimi etrafımdakiler oluşturuyor, bende hımmm bu benim galiba deyip bir güzel tüm yakıştırmaları sahipleniyordum. Ta ki yeterrrr! dediğim noktaya gelene kadar. Bu yeter anında farkettiğim tek şey dipte olmam idi. İki seçimim vardı , ya dipte kalacak ve etrafımdakilerin olmamı istedikleri gibi olacaktım ya da ayağımı dibe vurup tüm zincirlerimden kurtulup kendim olacaktım.

Bir yandan eğer onları bırakırsam ,onları reddedersem yalnız kalırım hissiyatı yaşarken diğer taraftan ise gerçek beni ortaya çıkarmak var olmak heyecanı yaşıyordum.

Ben ikincisini seçtim. Tüm zannetmelerimi bir kenara bıraktım. Ne ben yalnız onlarla tam, ne de onlar bensiz eksik ya da tam. Eksik, yarım görmemi isteyen sadece korkularım.

Bunu anladıktan sonra kim durdurabilir ki beni, korkularımın hassas noktasını öğrenmiştim.

O zamanlar kurumsal büyük bir şirkette çalışıyordum. Bana göre kurumsal şirketler kendi tanımlamamla “kurum bağlamış” şirketlerdi. Bizler de o kurumu sürekli öğrendiklerimizle geçmişten süre gelen politikalarıyla daha da katılaştırıyorduk , öyle bir katılaşma ki bu nefes alamıyorduk işten. Bunu değiştirmeliydim, böyle gören sadece benim zihnim benim tanımlamalarımdı. Vakti zamanında değişim ve dönüşüm seansı aldığım bir hocamız bizlere evlerinize kapanıp korkularınızı temizlemek kolay, sıkıysa bunu işyerlerinizde, şehrin göbeğinde deneyimleyin derdi. Gerçek değişimi, dönüşümü buralarda uygulayın derdi.

Bu sebeple işyerim benim için en güzel çalışma alanımdı. Etrafımda yüzlerce aynalık ve beni bu yolumdan caydırmaya çalışan ego vardı. Biliyordum ki ben kendimi değiştirdikçe ve korkularımı dönüştürdükçe alan açılacak, sesler kısılacak ya da tamamıyla yok olacaktı.

Her sabah bugün dönüştürmem gereken neler var? diyerek güne başlıyordum. Kısa süre sonra geldiğim nokta seçim noktamdı. Gerçek te ben bu işi yapmak istiyor muydum? Sevdiğim iş bu muydu? Yoksa yine bana etrafın uygun gördüğü bir iş miydi? Gerçekte yapmak istediğim neydi? Nerelere gömmüştüm ki yine beni sorular sormaya yöneltiyordu? Sorularımın yönlendirdiği her yer diplerdeki korkularımı gösteriyordu. Ben bunları dönüştürdükçe alan genişliyor seçimler doğuyordu.

Seçim benim, karar benim. Her seçim de hafif mi ağır mı sorusu beni seçimlerimde ilerlemem konusunda yönlendiriyordu. Bu işaretler sayesinde kısa bir süre sonra kurumsal hayatı ve sevdiklerimi bıraktım. Kutudan çıkmıştım. Dışarısı da içerisi kadar güvenliydi. Güven bendim. Sevdiklerimi de bırakmamış tekrar kavuşmuştum.

Yeterrrrrr noktasına geldiğiniz her an çıkış, seçim noktanızdır. Bu anı kutlayın.

Sevgiyle kalın…

Bir de unutmadan bugün benim doğum günüm. Bunun bana hediyesi nedir?

  Sosyal   Medyada   Paylaşın
  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak